Sitemize Hoş Geldiniz...

biyoenerji

Hipnoz Nedir



Hipnoz Nedir? (tıbbi hipnoz)

 
Hipnoz, çevresel ve de düşüncesel diğer uyaranlardan kısa bir süreliğine uzaklaşarak  telkin alabilme düzeyine erişmektir.

Hipnoz tıbbın her alanında tedavi, tedaviye destek, tedavi öncesi ve sonrasında hastanın hazırlanması ve tedavinin devamlılığının sağlanması aşamalarında her hangi bir yan etki olmaksızın kullanılan bilimsel bir yöntemdir.

Son çeyrek yüzyılda psikolojik ve psikosomatik sorunların giderilmesinde geleneksel yöntemlerin yetersiz kaldığı durumlarda tıbbi hipnoz güvenle, kolayca uygulanabilen bir method olarak her geçen gün daha çok hekim tarafından tercih edilmektedir.

Basitçe tıbbi hipnozu tanımlarsak;

Bir gün telefon çalar ve bir arkadaşınız size ;

-yarın bir sınavı olduğunu ve korktuğunu söyleyebilir,

-erkek arkadaşından ayrıldığını ve üzüldüğünü

-bir toplantısı olduğunu ve kalabalığın önünde konuşmaktan çekindiğini ve bu gibi şeyler söyleyebilir.

Sizde ona korkmamasını sınavı veremezse bile hayatında çok bir şeyin değişmeyeceğini,daha önce benzer sınavlara girdiğini ve başardığını, konuları bildiğini ve ona güvendiğinizi, sonucun iyi olacağına inandığınızı yarın sınavdan sonrada iyi haberlerini beklediğinizi ,

Veya ona; erkek arkadaşından ayrılmasının bu kadar üzücü olmaması gerektiğini zaten iyi anlaşamadıklarını, ayrılmayı kendisinin istediğini, kendi verdiği bir karara bu kadar üzülmesinin bir anlamı olmadığını, daha evvel hayatında o kişi olmadan da yaşayabildiğini, dilerse de tekrar beraber olabileceklerini,

Veya ona; toplantıda sadece raporları okuyacağını, hem bunun yazılı bir metinden olacağını veya çok iyi bildiği bir konu olduğunu, oradaki kişilerin de insan olduğunu ve zaten hata yapmayacağını, hata yapacak bir şey bulunmadığını, daha evvel de bu tip konuşmalar yaptığını ve de başarılı olduğunu,yarın toplantıda da başaracağına inandığınızı söylersiniz.

Ona o an göremediği olumlu yönleri gösterir, güç ve güven verir kaygı ve endişelerini yok edersiniz.

İşte çok basitçe tanımlarsak hipnoz bunun daha bilimsel ve de insanı hem bedensel hem de psikolojik özellikleri ile tanıyan hekimin uygun koşullar sağlanarak kişiye daha uygun olarak uygulanmasıdır.

Gene basitçe hipnoz; o kişinin etrafına bir fanus koyarak o an için çevre koşullarından (kapı zili, akşamki yemek, arkadaşına yardım sözü, ev arama problemi ve binlercesi gibi) etkilenmemesini sağlayıp çözümlenmesi gereken konuya odaklanmasını sağlayıp ,ona gerekli aydınlatıcı ve yol gösterici bilgilerin verilmesi olarak tanımlanabilir.

Hipnozun Tarihçesi:

Resim: Rüyalar tanrısı Morfeus'un babası Hypnos'un heykeli

HİPNOZ (Hypnos) kelimesi mitolojiden gelmektedir.
Bu ismi ilk olarak İngiliz Dr.Braid kullanmıştır.
Transa giren kişinin dışarıdan görüntüsünü "uyku hali''ne  benzettiğinden buna hypnosis=HİPNOZ adını vermiştir.

Yunan mitolojisine göre Hypnose,Nyks(gece)'in oğludur.Morfeus (rüyalar tanrısı) ise Hypnose'un 3000 çocuğundan biridir.
Hypnos da uyku ve düş tanrılarının tümü gibi kanatlıdır.

Hypnos,mitolojide yorgun insanların anılarına sihirli değneği ile değmek, karanlık kanatları ile yelpazelemek ya da bir boynuzdan, kişilerin üzerine uyku verici bir madde dökmek suretiyle onlara uyku verir

Hypnos: mitolojide uykunun kişileştirilmiş şekli. Gece ile Astreusun oğlu ve Thanatos*un ikiz kardeşi. Çoğu zaman kanatlı bir varlık olarak tasvir edilir. Karaları ve denizleri hızla aşar ve canlıları uyutur. Efsaneye göre Endymion'a aşık olan Hypnos ona gözleri açık uyuyabilme yeteneğini vermişti, çünkü sürekli olarak sevgilisinin gözlerine bakmak istiyordu

Hipnozu ilk kez Avusturyalı hekim Franz Anton Mesmer (1734 - 1815) kullanmıştır.

Bilimsel hipnozun başlangıcı olarak Mesmer'in "Yıldızların İnsan Vücudu Üzerindeki Etkileri" adlı tezinin tarihi olan 1765 senesi kabul edilir.
Mesmer Viyana'da başarılı olamayınca 1778'de Paris'de bir klinik açarak çeşitli hastalıkları  tedaviye başlamıştır.

Mesmer hipnoz sayesinde histerik kökenli bir çok hastalığı tedavi etmesine rağmen meslektaşları tarafından "şarlatan" ilan edilerek Paris'i terk etmeye zorlanmıştır.

19. yüzyıl sonunda Liebault ve Bernheim adlı iki hekim Nancy'de histeri ve hipnoz arasındaki ilişkileri inceleyerek histerinin hipnoz altında telkinle ortadan kaldırılabileceğini bulmuşlardır.
 Bu görüşleri paylaşan hekimler Fransa'da Nancy ekolü olarak anıldılar.

1880 yılında Fransız Nörolog Jean Martin Charcot da hipnozla ilgilendi ve çalışmaları sayesinde hipnozun normal bir psikolojik hadise olduğu anlaşıldı.
Hipnoz modern  tıbbi anlamda ilk kez Jean M. Charcot tarafından 1882 ‘de Fransız Bilimler  Akademisinde yaptığı bilimsel bir sunum ile dünyaya tanıtılmıştır.
Onun öğrencisi olan Pierre Janet ise, hipnoz ile çoğul kişilik vakalarının tedavisindeki başarısı ile psikiyatri dünyasına adını altın harflerle yazdırmıştır.

Bugünkü psikoanaliz ve psikoterapi alanlarındaki büyük değişimlere neden olacak büyük buluşma Sigmund Freud'un Charcot ile tanışması ile başladı.
Sigmund Freud

1886 yılına kadar Charcot ile çalışan Freud Viyana'ya döndü ve 1887 yılına kadar hipnoz ve histeri üzerine yaptığı çalışmalar sayesinde psikoanalizin temellerini attı. Tüm bu çalışmaların bir teoriye dönüşmesi Freud'un çalışma arkadaşı Joseph Breuer sayesinde oldu.
Hastalar hipnoz altında iken sorulara açık yanıtlar veriyor ve uyandıklarında rahatlıyorlardı. Arıtma anlamına gelen bu yönteme tıpta "katharsis" (catharsis) denmiştir.

 

Hipnozun dereceleri nelerdir?
Hafif Trans: Hipnozun başlangıcında görülür. Hafif bir gevşeme, hafif bir sersemlik halidir. Deneğin gözleri kapandığı halde göz kapaklarında titremeler olur. Deneğin zihinsel faaliyetlerinde zayıflama, kol ve bacaklarda ağırlaşma, fizyolojik faaliyetlerde yavaşlama görülür. Bütün bunlara rağmen deneğin bilinci yerindedir.

Orta Trans: Orta trans safhasında hipnoz hali açık-seçik biçimde görülür. Denek, hipnotizörün sesine tam olarak şartlanır. Duygular hipnozun bu safhasında kesinlik kazanır.

Tam ve Derin Trans: Tam ve derin transta, trans hali bozulmaksızın deneğin gözleri açtırılabilir. Deneğin gözleri açık olmasına rağmen, donuktur. Çevresindeki gürültülerin hiçbirini duymaz. Kendisine hipnotizörün verdiği şekli aynen, bozmadan korur. Deneğin gözlerinin bakışı sabittir. Tam uyuşukluk hali tüm vücuda yayılmıştır. Bu safhada denek üzerinde çeşitli testler rahatlıkla yapılabilir.

 

Değişik Hipnoz Çeşitleri
 

Kişisel hipnoz: Bir kişinin hipnoz edilmesidir.
 

Grup hipnozu: Birden çok kişinin aynı anda birlikte hipnotize edilmesidir.
 

Kollektif hipnoz: Kalabalık sayılabilecek insan grubunun topluca hipnoz edilmesidir. Grup hipnozundan farkı, hipnotize olan insanların sayıca farklı oluşudur.
 

Sosyal hipnoz: Genel olarak toplum baskısı ve kontrolü sonucu ortaya çıkar. Bireylerin toplu olarak uyumlu davranış göstermeleri sosyal hipnozun en belirgin yanıdır. Sosyal hipnozda hipnotizör rolünü toplum liderleri üstlenirler.
 

Otohipnoz: Kişinin bir başkasına ihtiyaç duymaksızın kendi kendini hipnotize etmesidir.
 

Yol hipnozu: Özellikle uzun ve düz yolda otomobil kullanan sürücülerin yol hipnozuna girdikleri bilinir. Aşırı yorgunluk, uykusuzluk, sessizlik, trafiğin serbest ve rahat oluşu yol hipnozunun meydana gelmesini kolaylaştırır.
 

Uyanıkken hipnoz: Hipnozlu kişi, gözleri açık olarak uyuması telkin edilmişse, gözleri açık bir şekilde uyuyabilir.
 

Sürekli hipnoz: Denek önce derin transa sokulur ve sonra da telkin yapılarak, bu durumun uzun süre sürdürülmesi sağlanır.

 

Kimler hipnotize olabilir?


Yanlızca gerçek anlamda hipnoz olmak isteyenlerin  yaklaşık olarak bu  %80'i belirli bir ölçüde hipnotize olabilirler.
Bu bireyin telkin alma derecesine bağlıdır.
İnsanların yaklaşık % 25'i derin hipnoza girebilir.
Zeki ve hayalgücü zengin olanlar çok iyi hipnotize olurlar.
Aydınlar, disipline alışkın kişiler, askerler, hemşireler, sporcular, ilkokul ve lise çağındaki öğrenciler kolaylıkla hipnotize edilebilirler.

 

Kimler hipnoz olamaz?


5 yaşından küçük olan çocuklarla, 70 yaşın üzerindeki büyüklerin hipnoz olması zordur. Zihinsel herhangi bir rahatsızlığı olan kişiler, zeka seviyesi (IQ'su) düşük kişiler, bunaklar, konsantrasyon zorluğu yaşayan kimseler, hipnoz olmak istemeyen, korkan, oto kontrolü elden bırakmak istemeyen kişiler de hipnoz olamazlar.

Hipnozla ilgili yanlış bilinenler:

-Hipnoz sırasında normal zamanda size yanlış gelen,söylemek istemediğiniz size zarar verebileceğini düşündüğünüz veya  yapmadığınız istemediğiniz hiç bir şeyi yapmazsınız.

-Hipnoz bir uyku olmadığı için uyuyupta uyanmamak gibi bir şey yoktur.

 

Tıpta hipnozun kullanım şekilleri;

 

-Semptom(belirti- bulgu-problem)bastırmada,
-Semptom değiştirmede,
-Semptom gidermede,
-İkna etmede,
-Telkin etmede,
-Motive etmede,
-Özgüven eğitiminde.
-Relaksasyon(gevşeme) eğitiminde,
-İmajinasyon(hayal kurma)da,
-veya yapılan tıbbi tedaviye destek olarak kullanılabilinir.

 

Hekim olarak

Hipnozu her şekilde ve alanda ne yaptığınızı bilerek ve de hastaya zarar vermemek kaydı ile uygulayabilirsiniz

 

Hipnoz bir bistüri (neşter) gibidir.
 İyi bir cerrah iseniz ;
   bistüriyi nerede,
    ne zaman,
   hangi bistüriyi hangi dokuda   
   kullanacağınızı bilir,
   hastanın problemlerini tedavi edersiniz

 

Hipnoz nerelerde kullanılır?

Tıpta:
-Cinsel problemlerde,
-Psikiyatride,
-Kadın Hastalıkları ve doğumda,
-Ağrı tedavisinde (algoloji),
-Anestezide,
-Cerrahida,
-Diş hekimliğinde,
-Hormonal problemlerin bazılarında,
-Kötü alışkanlıkların tedavisinde,
-Çocuk Hastalıklarında kullanılır.

Diğer alanlarda;

-Eğitimde,
-Sporda,
-Sanatta,
-Endüstride,
-Askeri alanda,
-Adli tıpta,

Tıpta uygulama alanları;

Cinsel Problemler de hipnozun kullanımı;

 

Normal cinsel işlev: Kişinin istediği biçimde sosyal çevreye rahatsızlık vermeden cinsel ilişkide bulunmasıdır.

 

Cinsel problemler üç şekilde bulunabilinir.

-Bedensel

-Psikolojik


-Bedensel+Psikolojik ( Bedensel problemlere eşlik eden veya onların yarattığı psikolojik problemlerdir )

 

Hastaya yaklaşımda ve tedavide en önemli adım problemin bedensel mi psikolojik mi olduğunun kesin teşhisidir.

Kesin teşhis yapıldıktan sonra hastaya tedavi için yaklaşılabilir. İlgili testlerle sorun fizyolojik çıkarsa ilgili branşlarca tedavi edilir.


Psikolojik vakalarda fizyolojik bir neden olmadığını gösteren testler kişiye psikolojik açıdan da bir miktar iyileşme sağlar.

 

Cinsel problemler cinselliğin evrelerini hepsinde veya bazı bölümlerinde yaşanabileceği gibi ilişki sonrası kendini kötü, suçlu, pis hissetme gibi şekillerde de ortaya çıkabilir.

 

Yetersizlik (penis boyu, erken boşalma, vücudunu beğenmeme), kötü hissetme gibi hislerde zaman içerisinde kişiyi cinsellikten soğutur uzaklaştırır.

 

Bir başka problem ise; pedofili, fetişizm, zoofili gibi cinsel sapmalardır.

 

ÜLKEMİZDE EN ÇOK GÖRÜLEN ŞİKAYETLER

 

Kadında;

-İlk ilişki korkusu

-Cinsel isteksizlik

-Zevk alamama

-Orgazm olamama

-Cinsel ilişkiye girememe (Vajinismus)

-Ağrılı cinsel ilişki

Ve ilişki sonrası suçluluk hissidir.

 

Erkekte;

-Cinsel isteksizlik

-Erken boşalma   
-Sertleşememe problemleri

-Yetersiz sertleşme - sertleşme kaybı

-Penis boyu sorunları olarak görülür.

 

Biz cinsel problemlerde hipnozu daha çok davranışsal öğrenmelerle ortaya çıkan yapıları komple düzeltme veya derin bir problem bir belirti olarak ortaya çıkmışsa bu problemi baskılama veya değiştirmeye çalışıyoruz.

 

Bedensel nedene bağlı olmayan cinsel problemlerin tedavisinde hipnoz uygun koşullar sağlanırsa yüzde yüze yakın başarı sağlamaktadır.

 

CİNSEL PROBLEMLERDE HİPNOZU NASIL KULLANIRIZ?

 

  A-  SEMPTOM BASTIRMA:

  B-  SEMPTOM DEĞİŞTİRME

  C-  DİĞER TEDAVİ YÖNTEMLERİYLE KOMBİNASYON

 

 

Kadın Hastalıkları ve Doğum  Alanında Hipnoz Uygulamaları

Doğum (Obstetrik) alanında
A-Gebelik sürecinde
B-Doğum sürecinde

 Jinekolojik alanda
A-Kadın hastalıklarında
B-Cinsel problemlerde


Obstetrik alanda
A-Gebelik sürecinde
B-Doğum sürecinde

A- Gebelikte;
-Gebelik korkusunda (anne olma korkusu,gebe kalamama veya daha önce yaşanan düşük hikayelerinde)
-Gebelikteki  takıntılarda (düşük korkusu   gibi),
-Gebelik bunalımlarında,
-Gebelik bulantı ve kusmalarında,

-Gebelikteki yeme bozukluklarında,
-Gebelikteki sindirim bozukluklarında
-Gebelikteki hipertansiyon problemlerinde destek olarak
-Genel olarak gebelikte

B-Doğumda;
-Doğum korkularında,
-Doğum ağrılarının başlatılmasında
-Yetersiz doğum sancılarının arttırılmasında
-Doğum ağrılarının durdurulmasında

-Ağrısız doğumda,
-Doğumdaki epizyotomi uygulamalarında
-Doğum sonrası vajina tamirinde
-Doğum sonrası ağrı şikayetlerinin giderilmesinde,
-Sezeryanla doğumda anestezi yerine

-Doğum sonrası anne-bebek uyumunda
-Emzirme problemlerinde
-Doğum sonrası psikolojik problemlerde
-Doğum sonrası depresyonda

 

Jinekolojik Alanda
A-Kadın hastalıklarında
 B-Cinsel problemlerde

A-Kadın hastalıklarında
-Muayene olma korkularında
-Adet düzensizliklerinde  (psikolojik nedenlere bağlı)
-Premenstural sendromda (adet öncesi gerginlik sendromunuda)
-Adet sancılarında
-Yumurta çatlama dönemi ağrılarında
-Pelvik ağrılarda
-Vulvodinia da
-Küretaj öncesi psikolojik hazırlıkta
-Küretajda anestezi yerine

-Jinekolojik ameliyatlarda hazırlıkta destek olarak(özellikle kanser vakalarında)
-Ameliyatlarda anestezi olarak

-Menopozda;
   -yaş bunalımlarında (kadınlık kaybı,yetersizlik,amaçsızlık,sosyal uyum zorluğu gibi)
   -sıcak basmalarında
   -terlemelerde
   -uykusuzluk
  -sinirlilik durumlarında

B-Cinsel problemlerde(üstte açıklandı)

 

-Psikiyatride:Bir çok psikiyatrik hastalığın tedavisinde direk olarak veya tedaviye destek veya tamamlayıcı olarak.

Diş hekimliğinde;

1- Diş tedavisine ihtiyacı olduğu halde buna izin vermeyen hastalara ulaşmada,

2- Gereksiz korku ve endişelerin hakim olduğu durumlarda.

3- Kimyasal meditasyona ilaveten veya onun yerine ikame edilmek üzere premedikasyon uygulamalarında

4- Kimyasal anestezik kullanılmışsa bunlara bağlı sonradan çıkan hoş olmayan durumların önlenmesinde veya hiç kimyasal anestezik kullanılmamasında.

5- Kalp hastalıkları, allerjik nedenler gibi kişiye has özellikler nedeniyle kimyasal analjezik ve anestezik olamayan hastalarda alternatif bir yöntem olarak.,

6- Parmak emme, dili sorma gibi erken çocukluk dönemi alışkanlıkları ve öğürme refleksi gibi handikapları olan hastalarda,

7- Diş uygulamaları esnasında hastaların yaşadığı olumsuz duyguları ortadan kaldırarak onlarla iyi bir iletişim içine girmek için,

8- Kanamanın kontrolünde, salgı ve tükrük ifrazatının önlenmesinde,

9- Diş uygulamalarında kullanılan çarkın hoş olmayan vibrasyon ve gürültünün azaltılmasında,

10- Operasyon sonrası meydana gelebilecek kanama ve ağrının kontrol edilebilmesi için posthipnotik telkinlerin verilmesinde,

11- Ağızdaki diş protezlerinin, yumuşak dokusu ve tüm dişler hakkındaki olumsuz zihinsel düşünce ve imajların ortadan kaldırılmasında HİPNODONTİ kullanılmaktadır.

Sporda:

Hayal etme, gözünde canlandırma ve zihinsel olarak olayı yaşama başarılı atletlerin müsabakadan önce uyguladıkları temel yöntemlerdendir. Atletlerin bu tip uygulama programlarına, iç konsantrasyon, zihinsel oyun gibi isimler verilmiştir. Bunlar otohipnozun varyasyonlarıdır. Bir çok atlet kafalarında canlandırdıkları üç önemli adımdan sonra giderler. Her spor dalının ve her şahsın farklı amaçları vardır. İlk aşamada tüm olayın şeması kafada yaratılır.

İkinci aşamada zihinsel olarak olayı yaşamaya çalışır. Bu esnada kafasından geçirdiği amaçlara nasıl ulaşabileceğini hayal eder. Zihninde amaçlarına ulaştığını görünce kendisini daha güçlü hisseder.

Üçüncü aşamada olayı uygular. Zihninde başarmanın verdiği arzu ile işe başlayan atlet bunun etkisi ile tutuşur. Kendini tamamen oyuna veren ve oyunda yalnız başına olduğunu düşünen bir atlette hemen hemen hiç bir gerilim yoktur. İyi bir fiziksel oyun çıkarabilmek için , böyle bir zihinsel oyunu uygulamak gerekir.

Eğitimde -Öğrenmede;

Konsantrasyonun temininde, özgüvenin geliştirilmesinde, hafızayı kuvvetlendirmede, ders çalışmada, stresin giderilmesinde.

 

Sanatta;

 Stresden kurtulmada, dikkat ve konsantrasyon arttırmada, yeni projeler ve işler üretmek için düşünce berraklığı sağlamada vs.


Yaratıcı düşüncenin kritik anı, duygu ve düşüncelerdeki bilinen klasik kalıpların terkedilmesi ile mümkündür. Bu esnada henüz zihne ulaşmamış entellektüel ve emosyonel alanlardaki bilgi ortaya çıkar. Yaratıcılık, hatırlama ve hipnozda, birincil olarak sağ beyin yarım küresi aktivitesi etkindir. Eğer siz hipnoz pratikleri yapıyorsanız, sağ düşünce kalıplarınız daha çok uyarılacaktır. Bu durum da daha büyük yaratıcılık kabiliyetlerini ifade etmeye imkan tanınacaktır.

Endüstri ve iş hayatında;

Konu ile ilgili bir çok çalışmalar yapılmıştır. Sonuçta ototelkin ve otoimajınasyon uygulanması ile iş hayatında başarılar artmıştır. Bu nedenle binlerce profosyenel iş adamı ve yönetici otohipnozun başarısını onaylamıştır.
Sizlerde otohipnozu kullanarak işlerinizde daha başarılı olabilirsiniz.

 İş sahasında 4 spesifik alanda hipnotik tekniği kullanabilirsiniz.

1. Negatif inançlanızı değiştirmede,

2. Önemli konuları ezberlemek için zihinsel kapasitenizi artırmada,

3. Değişime direnç gösteren eğilimlere ve düşüncelere karşı savaşmada,

4. Kazanılmış başarıların devam ettirmek için,

Yukarıda belirlenen hedeflere ulaşmak için dinamik bir hayal programı geliştirilmiştir. Birinci aşamada negatif inançları değiştirmek için sekiz basamak çizildi. Negativizmden uzaklaşabilmek için olumlu ototelkin ve hayal otohipnozun sistematik olarak uygulanması ile yeniden güç kazanımı bunlardan bir kaçıdır. Diğer üç aşamada da aynı programlar uygulanır. Bu programı uygulayan birisi daha yaratıcı olabildiği gibi iki günde yapılabilecek işleri bir günde yapabilmektedir.Bu şahıs kendini sükunet içinde gerilimi azalmış , iş hayatında daha mantıklı ve makul davranmaya başlamıştır. Genel hayatı bile düzelmiştir.

Otohipnoz daha çok yaratıcı üretimde yeni alanlar temin eder. Etkili bir yaşam , daha mutlu bir hayat otohipnozun sağladığı diğer imkanlardır. Gevşemenin ve rahatlamanın gerektiği yaşam sahalarının bir çoğunda otohipnoz prensipleri ile karşılaştığımızda hoş bir şaşkınlığa düşeriz. Dişçide, yoğun trafikte, sıkıcı toplantılarda, kendimizi patronun baskısı altında hissettiğimiz zamanlarda hep otohipnozun yardımını bekleriz. Liste sonsuza kadar uzatılabilir. Barber, hipnozun daha geniş kullanılabilmesi için beş olgu tesbit etmiştir. Bu olgular eğitimde olduğu gibi iş sahasında da geçerlidir.

Onun Amaçlarının Temel Prensipleri; (Deneysel olarak gösterilmiştir.)

a. Biz devamlı kendi kendimizle konuşarak meşgul oluruz,

b. Kendi kendimize ne söylüyorsak performansımız ve üretimimiz ona eşdeğerdir,

c. Kendimize zaman zaman söylediğimiz negatif ve mutsuz şeyler, negatif hislerimizi artırır,

d. Düzenli çalışmalar ile negatif konuşmalarımızı azaltmayı, pozitif ototelkini artırmayı öğrenmeliyiz,

e. Mental teknik ve pratikler ile performans ve üretimi artırmak mümkündür.

Düşüncelerimiz hayatımıza yön verir. Bu negatif veya pozitif olabilir. Cinsel yaşamınız, aileniz ve arkadaşlarınız bundan bağımsız değildir. Olumlu yaklaşımlar ile iş hayatının etkin bir üyesi olmanız mümkündür. Otohipnoz tekniğini öğrenen bir kişi şöyle der; "Beynimde yepyeni bir sistem oluşturdum. Yıllarca kafamda taşıdığım tüm bilgileri , şimdi eskisinden daha iyi kullanıyorum.

Kötü alışkanlıkların tedavisinde;

En yaygın kullanım alanları;

-Tırnak yeme,
-Oburluk,
-Sigara bağımlılığında,
-Alkol Bağımlılığında,
-Çeşitli kazanılmış tiklerin tedavisinde

 Hipnoz  ile tırnak yemekten,aşırı oburluğa kadar bir çok kötü alışkanlıktan kurtulmak ta mümkündür. Devamlı üzüntülü bir karakter yapısı veya huysuz bir şahsiyet nedeni ile uyumsuz olma gibi arzu edilmeyen alışkanlıklar da hipnoz vasıtası ile başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Alışkanlıkların nasıl düzeltilebileceğinin genel prensiplerini, bu bölümün başında tartıştık. Burada tekrar stressin nasıl azaltılabileceğini gözden geçirmekte yarar vardır. Eğer daha stressli bir hayata doğru gidiyorsanız, bu stressli hayat sizi tüketecektir. Zihninizdeki olumlu düşünceleri silecek , onun yerine olumsuz düşünceleri zihne hakim kılarak, olumlu davranış kalıplarınızı tahrip edecek. Özellikle kendinizi sıkıntı içerisinde hissettiğiniz zaman, aşina olduğumuz savunma mekanizması en rahat bir şekilde duruyormuş gibi görünmektir. Bu davranış modeli hatalıdır. Sonuçta,stresin sebeblerini ortadan kaldırmak yerine onlarla yaşamaya ve şahsiyetinizi onlar var olacak şekilde kilitlemeye başlarsınız.

Hipnoz işte bu anda devreye girerek, size yepyeni bir dünya ve yepyeni çıkış yolları gösterir. Stresten arınmış bir hayat tarzını nasıl kuracağınızı öğrendiniz.

1.OBURLUK

Oburluk, stressli ve gerilimli bir hayatın bireye verdiği hatalı yöneliminden kaynaklanmaktadır. Kişiliğimiz ve savunma mekanizmalarımız, yıllarca süren gelişim evrelerinde davranış kalıpları şeklinde oluşmaktadır. Bunları sihirli bir çubuk ile bir anda değiştirmek veya düzeltmek mümkün değildir. Fakat hipnoz bazı spesifik problemlerin tedavisinde veya çözümünde bize yardımcı olabilir.Mesela oburluğu, tetikleyici bir özelliği olan stressin kontrol altına alınması mümkündür. Şişmanlıktan zayıflığa doğru olarak vücut görünümünüzü değiştirebilirsiniz. Yakışıklı veya güzel bir görünüme bürünebilirsiniz. Kendi kendinize saygınızı yitirmemeniz ve arzuladığınız kişiliğe kavuşabilmeniz için, yemek alışkanlıklarınızı değiştirebilecek iç güçleri harekete geçirebilirsiniz. Bu durumda yeme dürtüsü sadece gerçekten aç olduğunuz dönemlerde sizi uyarır. Sonuçta hipnoz aracılığı ile sizi aşırı yemeye iten eğilimlerinizi bilinç altındaki gerçek nedenlerini ortaya çıkararak, sizin boşalmanızı ve rahatlamanızı sağlar.

Aşırı yeme probleminin tedavisinde şumullü bir program uygulanır. Hipnoz ise bu şumullü programın esas kısmını oluşturmaktadır. Bu programın ihtiva ettiği ana özellikler şunlardır:

1. Düzenli kültür fizik programları,

2. Yemek alışkanlıklarının bir takvime bağlanması,

3. Yemek seçimi, yemek hazırlama ve yemek tüketimi ile ilgili aktivite ve alışkanlıkları ihtiva etmeyen diğer şeylerle uğraşmak.

Oburluğun kontrolünde tedavi edici bir yol olarak hipnotik tedavi başarılı sonuçlara ulaşmıştır.  Hipnoz yöntemini kullanmak suretiyle fazla kilolardan kurtulmanın mümkün olduğudur.

2. SiGARA

Sigara içmek genellikle , oburluk alışkanlığından daha kolay bir şekilde üzerinden gelinebilecek bir problemdir. Biz yaşamımızı devam ettirmek için yeriz. Yeme alışkanlıklarının ekserisi çocukluk döneminde edindiğimiz alışkanlıklara bağlıdır. Sigara içme ise diğer bir alışkanlığımızdır. Ancak yaşamımızın devamı için sigara içmek şart değildir. Bu nedenle daha kolay bir şekilde bu alışkanlıktan vazgeçebiliriz.

Çalışmalar göstermiştir ki; Hipnozu kullanarak sigara alışkanlığından vazgeçmek kolayca ve süratli bir şekilde mümkün olmaktadır. Ancak kötü alışkanlığın tekrar gelmemesi için, düzenli olarak, otohipnoz ve gevşeme tekniklerini uygulamanız gerekmektedir.

Otohipnoz esnasında bireyler; soluklarının hoş kokusunu , havanın temizliğini sigaradan önce hissettikleri duygularını tekrar keşfettiler. Bu kişiler zihinsel güçlerini faaliyete geçirerek, sigaradan uzaklaştıklarında oluşacak tüm olumlu şeyleri hissetmeye çalıştılar.

Oburluğun tedavisinde hipnoz toplu bir programın sadece bir parçası idi. Pratik hipnoz çalışmalarına ilaveten, tiryaki asla sigara içmeyeceği yerleri de kafasında canlandırdı. Mesela yatakta,araba kullanırken, telefona cevap verirken,kahve içerken kısacası sigara içmenin arzulanacağı tüm durum ve yerlerde sigara içmemeyi kafasından geçirdi. Tiryakilere, sigara içmeyi arzuladıkları zaman; sigarayı yakmadan önce en az on dakika beklemeleri tavsiye edildi. Bu süre içerisinde sigara içmemeye bağlı, oluşacak tüm olumlu hisleri ve düşünceleri zihninde canlandırması istendi. İşte tüm bu düşünceler esnasında, bilinç altını ve zihnini aktive ederek sigara ihtiyacını doğuran nedenlerin yerine daha sağlıklı ihtiyaçları koyarak gidermenin yollarını bulmalıdır.

3. ALKOL

Hipnoz, alkol tedavisinde de başarılı bir yöntem olarak kullanılmıştır. Los Angeles'te 8. cadde üzerinde hipnoz vasıtasıyle alkolikler tedaviye çalışılmaktadır. Dünyanın bu konuda çalışan belli başlı alkolik tedavi merkezleri de hipnozu kullanmaktadırlar. Topeca ve Kansas'daki klinikler bunlara örnektir. Bu merkezlerde hastalara yeni bir otoimaj verilerek, şahsiyetleri yeniden şekillendirilmektedir. Alkol almadan hayatın nasıl hoş olacağı ve hayattan zevk almanın diğer yönleri otohipnoz teknikleri ile gösterilmektedir.

Konu ile ilgili olarak çeşitli kontrol grupları ile çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalardan biri Wihter Veterans Administration Hospital'indeki çalışmadır. Burada alkol tedavisinde uygulanan 4 yöntem karşılıklı test edilmiştir. Bu yöntemlerden biri de hipnoterapidir. Sonuçlara bakıldığında hipnoterapinin alkol tedavisinde diğer yöntemlere göre % 12 oranında üstünlük gösterdiği tesbit edilmiştir.

İngilizlerin yaptığı bir çalışmada; alkol alımının kontrol edilebilmesi için yapılan çalışmalarda en önemli hususun zihinsel gücün olumlu telkinlere kanalize edilmesi olduğudur. Bu da hipnoterapi ile çok iyi bir şekilde başarılabilmektedir. Burada öyle telkinler veriliyordu ki; hep olumlu zihinsel imajları uyarılıyordu. " Alkolsüz yapılan her hareket kıymetli ve değerlidir... Rahat ve huzurlu geçen hergünü tam yaşa...Sağlıklı geçirdiğin her gün diğer insanlar içinde onlara bir armağandır..."

Alkolikler incelendiğinde çoğunun spesifik problemler nedeni ile içmeye eğilim gösterdiğini tesbit ederiz. Problemler genellikle ailelerinden, işlerinden veya etrafındakilerden kaynaklanmaktadır. Onlar inkar etse bile ,sıkıntı ve gerginlikler içmeyi tetiklemektedir. Hipnoz işte bu gerilimli insanlara yardım etmede çok yararlı bir yöntemdir. Onların hayatını daha olumlu ve pozitif düşüncelere yönlendirerek hayattan zevk almalarını sağlamak hipnoz ile mümkündür.

Kaynak: "Dr.Cenk Kiper www.mutluinsan.com tel: (212) 231 95 53"

Bugün 2 ziyaretçikişi burdaydı!


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=