Sitemize Hoş Geldiniz...

biyoenerji

Enerji Kontrolü


Bioenerji herkezde bulunan vücudun dış etkenlere karşı korunmasını sağlayan bir kalkandır.Bioenerji bazı kişilerle kendine yetecek kadar bulunur bazılarında kendine ve kendinden başkalarına verecek kadar çok bulunur.Bunu kullanmayı bilinler hasta olan kişinin bazı hastalıklarını geçirebilirler.Ayrıca bu kişilerin ikna etme yeteneğide çok fazladır.İyilerştirebilecekleri hastalıklar baş ağrısı,eklem ağrıları ayrıca pisikolojik olarakda morel verebilirler siniri ve stresi çekebilirler.

NASIL KULLANILIR
Öncelikle eller sıcak olmalı enerjinin geçişi hissetmek için daha sonra parmaklar birbirine birleştirilir ve avuca doğru hafifce bükülür.Bu sırada parmakların arası açık olmamalıdır.Daha sonra hastanın neresi eller ağrıyan yere götürülür ve ağrıyan yer 2 avucun ortasında kalır bu sırada hastayla temas olmamalıdır.

2-3cm kadar avuclar ilerde tutulur ve yavaş yavaş enerji aktarılır enerjinin hastaya aktarılabilmesi için bazı kelimeler söylenir.Örneğin hastanın başı ağrıyor baş ağrısını geçirmek için "şuanda<isim>başının ağrısı geçiyor başındaki negatif enerjiyi çekiyorum" kelimeleri tekrar tekrar söylenir.Ellerinizde elektriklenme hissetmeye başlarsanız işe yarıyor demektir eğer hissetmiyorsanız az daha çaba harcayın.Ellerinizdeki elektriklenme geçmeden aynı kelimeleri tekrarlayın her seferinde ne zaman elinizdeki elektriklenme geçti hmn ellerini yıkayın,toprağa sürtün,silkeleyin bunların amacı enerjini size geçmemesi aksi halde başınız kolunuz ağrıyabilir.Zararları vardır ellerinizi silkelemezseniz sizede ağrı gelebilir yakınınızdaki elektronik aletler ufak hasarlar alabilir özellikle telefonların hafızası karışır.Ama genede zararları pek fazla kalıcı olmaz bu yüzden kormayın telefon bozulsaydı benim telefon bozulurdu

PRANAYAMA ( ENERJİ KONTROLÜ) NEFES VE BİYOENERJİ TEKNİKLERİ:::Pranayama olarak adlandırılan solunum teknikleri, nefes alış verişlerini düzene sokar, solunum rahatsızlıklarını giderir ve zihnin kontrol edilmesini sağlar. Bu teknikler vücut-zihin sistemini bir bütün olarak yeniler ve enerjik yapar. Solunum sistemi canlanır ve güçlenir. Sinir sistemi sakinleşir ve yatışır. Kanda oksijen oranı artar ve dolaşım hızlanır. Vücudun bütün hücreleri arınır, beslenir ve yaşam gücü kazanır. Doğru ve düzenli olarak yapılan Pranayama teknikleri çok çeşitli iyileştirici etkilere sahiptir. Yorgunluk giderilerek, bedendeki enerji akımları güçlenmekte, yaşam enerjisi dengelenmekte, organlar yenilenmekte, duygular yatışmakta ve zihin dinginliğe kavuşmaktadır. (Detaylı bilgi için bakınız Yoga: Pranayama - Nefes ve Enerji Kontrolü kitabı)

 

Hızlı ve yüzeysel nefes endişe ve korkuları tetiklemektedir. Solunum teknikleri sayesinde nefes derinleşmekte ve yavaşlamakta, sinir sistemi gevşemekte ve duygular yatışmaktadır. Kalp atışları düzene girmekte ve kardiyovasküler sisteminin çalışma ritmi sağlıklı bir ritme göre ayarlanmaktadır. Kalp rahatlamakta ve güçlenmektedir.

 

Pranayama teknikleri enerjiyi kontrol altına almakta, ayarlamakta ve organizmanın farklı düzeylerine yönlendirmektedir. Enerjiyi kaba ve ince düzeylerde tecrübeden geçirmek için solunum fonksiyonlarının olağan sınırları aşılmaktadır; solunum işlevleri uzatılmakta, hızlandırılmakta veya yavaşlatılmaktadır. Pranayama sırasında denetim altına alınan solunum fonksiyonları şunlardır:

 

1. Puraka
2. Reçaka
3. Kumbhaka

 

Sanskritçe Puraka kelimesi 'doldurmak' demektir ve akciğerleri havayla doldurmak anlamına gelmektedir. Puraka, veya nefes alma işlemi solunum sistemini canlandırmaktadır.

 

Reçaka kelimesi ise 'boşaltmak' demektir ve nefes vererek akciğerleri boşaltmak anlamına gelmektedir. Reçaka, veya nefes verme işlemi kirli havayı ve toksinleri dışarı atmaktadır.

 

Sanskritçe Kumbha sözcüğü 'çömlek', 'kap' veya 'kavanoz' demektir. Kumbhaka kelimesi ise 'kavanoza benzer' anlamına gelmektedir. Kavanoz suyla dolu veya boş olabilir. Buna benzer akciğerler havayla dolu veya boş olabilir. Böylece Pranayama çalışmalarında nefesin aldıktan veya verdikten sonra tutulması Kumbhaka olarak adlandırılır. Kumbhaka, veya nefes tutma enerjiyi tüm bedene yaymaktadır. Bundan başka, Pranayama basamağında birçok Kumbhaka çalışması var ki, o zaman Kumbhaka sözcüğü özellikle nefesin belli bir şekilde alınmasını, tutulmasını ve verilmesini vurgular.

 

Geniş felsefi anlamda zihnin bütün illüzyonlardan boşaltılması daha derin bir Recaka, nefesin boşaltılmasıdır. Bireyin kendisinin ruh olduğunun algılaması daha derin bir Puraka, nefesin alınmasıdır. Nihayet zihnin sarsılmaz metinlikle odaklanması daha derin bir Kumbhaka, nefesin tutulmasıdır. Bu daha derin bir Pranayama çalışmasıdır.

 

Orijinal Yoga Sisteminin bu basamağında biyoenerji teknikleri de uygulanmaktadır. Bu teknikler sayesinde bedenin biyoenerji alanı güçlenmekte, genişlemekte, enerjetik blokajlar çözülmekte, beden daha enerjik ve sağlıklı yapılmaktadır. (Detaylı bilgi için bakınız Yoga: Prana Vidya - Biyoenerji Teknikleri kitabı)

 

Pratyahara olarak bilinen teknikler bilinçli gevşeme yeteneğinin gelişmesini sağlar. Bunlar, içe dönme, içsel arayış ve gelişim için olağanüstü tekniklerdir. Bilinçli gevşeme teknikleri, organizmayı sistematik olarak derin bir gevşeme durumuna getirmektedir. Beden gevşeyince zihin susmakta, sinirler boşalmakta ve kas gerginliği atılmaktadır. Beden derin gevşeme moduna geçince nefes alış veriş hızı azalmaktadır, akciğerler rahatlamakta ve solunum sistemi dinlenmektedir. (Detaylı bilgi için bakınız Yoga: Pratyahara - Astral Teknikler kitabı)

 

Nefes alış veriş hızı düşünce kalp atışları da yavaşlamaktadır. Kalp dinlenmekte ve yıpranmamaktadır. Dolaşım sistemi olumlu etkilenmekte ve düzene girmektedir. Tetikte olan sempatik sinir sistemi gevşemeye başlamaktadır. Daha sonra parasempatik sinir sistemi gevşemektedir. Akabinde de endokrin sistemi gevşemeye başlamaktadır. Stres yüzünden devamlı adrenalin salgılayan ve aşırı çalışan böbreküstü bezleri dinlenir. Endokrin sisteminin dinlenmesi fiziksel ve duygusal sağlığı da olumlu bir şekilde etkilemektedir.

Bilinçli derin gevşeme organizmanın bütün sistemlerini olumlu bir şekilde etkilemekte, yorgunluk ve uykusuzluk giderilmekte, birikmiş gerginlik atılmakta, enerji blokajları çözülmekte ve bol bol enerji depolanmaktadır.

PRATYAHARA       GERİ ÇEKMEK    ASTRAL,ÇAKRA VE KUNDALİNİ TEKNİKLERİ

 

Pratyahara basamağında birey belirli teknikleri kullanarak duyularını maddi nesnelerden geri çekerek içine almakta ve astral bedene ulaşmaktadır. Astral boyutta duyuların ince enerjetik uzantıları mevcuttur. Bu uzantılar her zaman maddi nesnelerin peşindedir. Bu da devamlı zihinsel ve sinirsel gerginlik yaratmaktadır.

 

İnsan bedenini kaplayan ve aura olarak adlandırılan elektromanyetik biyoenerji alanının var oluşunu artık bilim adamları da kabul etmektedir. Modern makineler aurayı ölçebilmekte ve hatta fotoğrafını bile çekebilmektedir. Bundan başka, insanın astral yani daha da ince enerjetik bedeni mevcuttur. Astral beden üç boyutludur veya üç çok daha ince enerji türünden veya alanından oluşmaktadır.

 

Bu enerji alanları şunlardır:

 

1. Manas
2. Buddhi
3. Ahamkara

 

Bu üç unsur yani Manas, Buddhi ve Ahamkara astral bedeni oluşturan vücudun ince enerjetik organlarıdır ve her birinin önemli fonksiyonları vardır. Bu fonksiyonlar şunlardır:

 

1. Manas zihinsel fonksiyonları gerçekleştirmektedir
2. Buddhi zekasal fonksiyonları gerçekleştirmektedir
3. Ahamkara egosal fonksiyonları gerçekleştirmektedir

 

Kaplumbağanın bacaklarını içine çekişi gibi birey duyuların ince enerjetik uzantılarını maddi nesnelerden uzaklaştırarak içine çekmeyi öğrenmektedir. Uygulama esnasında birey astral bedenin üç unsurunu keşfetmekte, denetlemekte ve tecrübeden geçirmektedir.

 

Duyularını içine çekerek birey önce Manas düzeyine ulaşmakta ve zihinsel fonksiyonları denetleyerek geliştirmektedir. Sonra Buddhi düzeyine ulaşmakta ve zekasal fonksiyonları denetleyerek geliştirmektedir. Daha da ileride Ahamkara düzeyine ulaşmakta ve egosal fonksiyonları denetleyerek geliştirmektedir. Uygulama esnasında birey fiziksel bedenle ilgili egosunun geçici ve gerçek olmadığını algılamaktadır. Böylece maddi egonun köleliğinden kurtulmaktadır.

 

Manas unsurunu kontrol altına aldıktan sonra birey Manas unsurunun bilinçaltı düzeyine ulaşarak önceki yaşamları hakkında bilgi alabilmektedir. Önceki yaşamlarından bilgiler bireyin gelişmesine yardım etmektedir.

 

Astral bedeni iyice kontrol ettikten sonra birey Pratyahara teknikleri sayesinde kaba fiziksel bedeni terk ederek astral yolculuk yapabilmektedir. Uygulama esnasında birey evrenin farklı boyutlarını inceleyerek istediği bilgileri ve tecrübeleri elde etmektedir.

 

Orijinal Yoga Sisteminin bu basamağında Çakra (vücuttaki enerji merkezleri) teknikleri de uygulanmaktadır. Bu teknikler sayesinde bedende bulunan enerji merkezleri uyandırılmakta, aktifleştirilmekte ve sağlıklı çalışmaktadır. Bedendeki enerji akımları güçlenmekte, beden enerjik yapılmakta, beynin çalışma kapasitesi artmakta, doğaüstü yetenekler gelişmekte ve bilinç arınmaktadır. (Detaylı bilgi için bakınız Yoga: Çakra'lar - Enerji Merkezleri kitabı)

 

Orijinal Yoga Sisteminin Pratyahara basamağında Kundalini (vücuttaki evrim enerjisi) teknikleri de uygulanmaktadır. Bu teknikler sayesinde enerji merkezleri daha verimli çalışmakta, beyin kapasitesi artmakta, enerji blokajları çözülmekte, duygular güçlenmekte, bilinç yükselmekte ve tüm organizma yenilenmektedir. (Detaylı bilgi için bakınız Yoga: Kundalini - Gizemli Evrim Enerjisi kitabı)

 

Kundalini enerjisini uyandırmak için birey Yama, Niyama, Asana, Pranayama ve Pratyahara basamaklarındaki teknikleri uygulayarak kendini bu işleme hazırlamalıdır. Bedendeki enerji akımlarını iyice kontrol ettikten sonra birey belirli enerji akımını Muladhara Çakra merkezine yönlendirerek Kundalini enerjisini uyandırmaktadır.

 

Kundalini enerjisi uyandıktan sonra birey Suşumna kanalıyla bu enerjiyi Çakra'dan Çakra'ya yükseltmektedir. Her Çakra beynin belli uyumuş bölgeleriyle bağlantılıdır. Kundalini enerjisi herhangi bir Çakra merkezine ulaştığında bu Çakra en üst kapasitesinde çalışmaya başlar, bu da beynin belli uyumuş bölgelerini uyandırır. Böylece Kundalini yükseldikçe beynin uyumuş bölgeleri aktifleşmekte ve uyumuş potansiyel güçler devreye girmektedir.

 

Kundalini enerjisi uyandığında beden birçok olumlu değişmelere uğramaktadır. Beden hücreleri enerjiyle dolmakta ve gençleşme başlamaktadır. Bireyin sesi, beden kokusu ve hormon salgıları olumlu yönde değişmektedir. Beden ve beyinde hücrelerin dönüşümü olağanüstü oranda gerçekleşmektedir. İnsanın fiziksel, zihinsel ve spiritüel gelişimi hızlanmaktadır. Beden, zihin ve her bir hücre yüksek frekanslı enerjiyle dolup taşmaktadır. Birey bilincin üst düzeylerine ulaşmaktadır.

 

Kundalini enerjisi uyandığı ve ancak birey bu enerjiyi kontrol edemediği takdirde bu enerji Kali olarak adlandırılmakta ve deliliğe neden olmaktadır. Kundalini enerjisi uyandığı ve birey bu enerjiyi kontrol altına aldığında ise bu enerji Durga olarak adlandırılmakta ve fiziksel, zihinsel, ruhsal güç kazandırmaktadır.

 

Bazı kişiler insanlara Kundalini'nin (vücuttaki evrim enerjisi) derhal uyanacağı ve Çakra'ların (vücuttaki enerji merkezleri) derhal açılacağını vaat ederler. Bunlar gerçeklere dayanmayan vaatlerdir. Kundalini ve Çakra'lar insanın yalnız kendi çabalarıyla, doğru teknikler uygulayarak ve tecrübeli Yoga Üstadının yardımlarıyla aktifleştirilebilir. Zaten Çakra merkezleri hiçbir zaman tamamen kapalı olmaz. Çakra merkezlerinin kapalı olması ölüm demektir. Çakra merkezlerinin enerjisi çok düşük olabilir ve onları canlandırmak, dengelemek ve uyuma sokmak gerekebilir. Eğer biri size: "Çakra'larınız kapalıdır" derse, bilin ki bu kişi Çakra'lardan hiçbir şey anlamıyor!!!

 

Çakra ve Kundalini çalışmaları Yoga sisteminin beşinci, Pratyahara basamağında yapılmaktadır. Bu teknikler yalnız ve yalnız önceki dört basamaktaki teknikler uygulandıktan sonra uygulanabilir. Aksi halde buna yönelik çabalar sinir sistemini tamamen çökertir.

 

Uydurma yöntemlerle Kundalini enerjisi uyandırmaya çalışan kişiler kendilerini ve başkalarını büyük bir riske atmakta ve psikolojik sorunlar yaşamaktadır. Kundalini enerjisini uyandırıp kontrol altına almak için Orijinal Yoga Sisteminde bulunan teknikler gerçek Yoga Üstadının eşliğinde doğru şekilde uygulanmalıdır.

 

Bazen uydurma yöntemler kullanarak ve çok istekli olarak kişi Kundalini enerjisini kısmen uyandırabilir. Bu çok tehlikelidir. Eğer Kundalini uyanmışsa ve Svadhisthana Çakra tıkanmışsa, o zaman Kundalini enerjisi Muladhara Çakra merkezinde kalarak ve onu zorlayarak büyük cinsel ve sinirsel problemlere yol açacaktır. Bu daha üst seviyede bulunan herhangi başka bir Çakra merkezine de olabilir.

 

Eğer Kundalini enerjisi herhangi bir Çakra merkezine ulaşmışsa ama bu Çakra tam çalışmıyorsa o zaman Kundalini enerjisi bu Çakra merkezinde kalarak onu öyle bir baskı altında tutacaktır ki fiziksel düzeyde bu Çakra ile bağlantılı olan organlar gerilimden çökmeye başlayacak ve fonksiyonları bozulacaktır.

 

Daha kötüsü, Kundalini enerjisi Çakra merkezini zorlayarak enerji girdabının ters yönde dönmesini sağlayabilir. Bu, tüm enerji sistemini olumsuz etkiler. Çakra ile bağlantılı organlar aksi yönde çalışmağa başlar; organlar hayat için değil ölüm için çalışır.

 

Eğer Suşumna Nadi tam çalışmıyorsa, o zaman Kundalini enerjisi Pingala Nadi veya İda Nadi kanalına girebilir. Bu durumda bütün sinirsel, duygusal ve zihinsel dengeler bozulacaktır. İnsan devamlı olarak korku, öfke ve zıt duygular yaşayacak ve sonunda deli olacaktır. Bu nedenle hiçbir zaman amatör kişilerden öğrenilen uydurma yöntemler aracılığıyla Çakra ve Kundalini ile uğraşılmamalıdır. Bunun yalnız ve yalnız zararı vardır.

Pratyahara basamağı derin bir iç gevşeme ve tam bir odaklanma sağlayarak insanı Yoga sisteminin 6. Dharana (konsantrasyon) ve 7. Dhyana (meditasyon) basamaklarına hazırlamaktadır.

DHARANA       ODAKLANMA  KONSANTRASYON TEKNİKLERİ

 

Dharana basamağında birey konsantrasyon tekniklerini uygulayarak zihin fonksiyonlarını incelemekte ve denetim altına almaktadır.

 

Zihin devamlı maddi Guna olarak adlandırılan 'evrensel niteliklerin' etkisi altındadır. Peki Guna nedir?

 

Sanskritçe Guna sözcüğü 'nitelik' veya 'kalite' demektir. Daha geniş anlamda ise Guna kelimesi 'hal' anlamına gelmektedir. Maddi evrenin üç hali veya Guna olarak adlandırılan niteliği mevcuttur:

 

1. Sattva yani Erdemlik
2. Racas yani İhtiras
3. Tamas yani Cehalet

 

Sattva-guna erdemlik halidir. Bu hal zihinsel sakinlik, huzur, denge, aydınlık, dinginlik, bilgelik ve temizlik getirmektedir.

 

Raco-guna ihtiras halidir. Bu hal hareketlilik, faaliyet, canlılık, atılganlık, çalışkanlık ve çeviklik getirmektedir.

 

Tamo-guna cehalet halidir. Bu hal pasiflik, cahillik, hareketsizlik, tembellik, uyuşukluk, atalet ve karanlık getirmektedir.

 

Zihin her zaman maddi evrenin bu üç halinin etkisi altındadır. Sattva-guna insanı gelişmeye ve yükselişe, Tamo-guna çöküntüye ve inişe, Raco-guna ise ortalama yaşantıya yönlendirmektedir. İnsanın düşünceleri, istekleri, inancı, gayesi, gıdası, eylemi ve işi bu üç Guna'nın etkisine göre çeşitlenmekte ve ayarlanmaktadır.

 

Zihin Sattva-guna'nın etkisi altında olunca insan korkusuz, dürüst, bağımsız ve temiz olmaktadır. Böyle bir insan cömert ve kontrollüdür. O, kendini eğitmek ve gerçekleri anlamak için çabalamaktadır. O dürüst, şiddet kullanmayan ve öfkeden özgür biridir. O, işin getirdiği neticeye değil daha çok işin kendisine önem vermektedir. O, şehvet ve ihtirastan özgür olduğu için dengeli zihne sahiptir ve kimseye kin beslemeden herkese iyilik yapmaktadır. O hayırsever, kibar, mütevazi ve muntazamdır. O aydın, şefkatli ve azimlidir; kibir ve vefasızlıktan özgürdür.

 

Zihin Raco-guna'nın etkisi altında olunca insan doyumsuz, tutkulu ve ihtiraslı olmaktadır. Hırslı ve açgözlü olduğu için o, insanlara acı vermektedir. O şehvet, nefret, kıskançlık ve yalan ile dolu olduğu için tatminsizdir. O, kararsız ve dönek olduğu için zihni dağınık ve telaşlıdır. O, çok istekli ve mal düşkünüdür. O, dost ve arkadaş himayesi peşindedir ve ailesiyle gururlanmaktadır. O, nahoş şeylerden kaçınmakta ve hoş şeylere yapışmaktadır. Onun konuşma tarzı hırçın, midesi ise doymak bilmezdir. Böyle bir insan eğer iyilik yaparsa, her zaman iyiliğinin karşılığını bekler.

 

Tamas hali aldanma, yanlış inanç, anlaşılmazlık, tembellik, uyuşukluk ve cahillik getirmektedir. Zihin Tamo-guna'nın etkisi altında olunca insan yavaş, tembel, uyuşuk ve kararsız olmaktadır. O yalancı, saygısız, kaba ve kibirlidir. O gazap, öfke, gaddarlık ve cehaletle doludur. Bu tür insanlarda ne temizlik, ne düzgün davranış ne de dürüstlük bulunmaktadır. Onlar her şeyi göze alarak ihtiraslı isteklerini doyurmaktadır. Sayısız isteklerden sersemleşerek, aldanma ağına saplanarak ve şehvetli hazlara bağımlı olarak onlar çökmeye mahkumdur.

 

Maddi dünyada herkes bu üç Guna'nın etkisi altındadır. Yogi kendini, hisleri ve nesneleri devamlı ve düzenli inceleyerek hangi düşünce, söz ve eylemlerin Tamo-guna, hangilerinin Raco-guna ve hangilerinin Sattva-guna tarafından teşvik edildiğini öğrenmektedir. Guna'lara odaklanarak ve onların etkisini inceleyerek birey Tamo-guna ve Raco-guna tarafından teşvik edilen düşüncelerin kökünü kurutmakta ve yok etmektedir. Yogi zihnini Sattva-guna'nın etkisi altında tutmaya çabalamaktadır. Yalnızca Sattva-guna'nın etkisi altında kaldıkça birey son gayeye hızla ilerlemektedir.

 

Guna'ların etkisine göre insanların bazıları Tamasik, bazıları Racasik ve çok az bir kısmı Sattvik'tir. Aslında tamamen Sattvik, Racasik veya Tamasik insan yoktur. Genelde herhangi bir Guna'nın etkisi daha üstündür ve diğer ikisinin etkileri, zaman zaman ortaya çıkmaktadır.

 

Tamasik zihin Raco-guna'dan da etkilenmektedir. Böyle bir zihin geliştikçe, azıcık Tamo-guna'dan da etkilenmekte, ama Raco-guna'nın etkisi üstün olmakta ve Sattva-guna'nın etkileri artmaya başlamaktadır.

 

Racasik zihin geliştikçe, Tamo-guna'nın etkileri azalmakta ve Sattva-guna'nın etkileri artmaktadır.

 

Zihin daha da geliştikçe, Sattva-guna'nın etkisi üstünlük kazanmaktadır. O zaman zihin Raco-guna'dan biraz etkilenebilir ve Tamo-guna'nın etkisi çok ender hallerde ortaya çıkmaktadır.

 

Nihayet gelişimin beşinci aşamasında, zihin tamamen Sattvik olmakta, Raco-guna'na ile Tamo-guna'nın etkileri neredeyse yok olmaktadır. Beş aşama şunlardır:

 

1. Tamasik zihin
2. Tamasik-Racasik zihin
3. Racasik zihin
4. Racasik-Sattvik zihin
5. Sattvik zihin

 

Bu beş aşama zihnin gelişimini temsil ederek, merdivenin basamaklarına benzemektedir. En alt basamak uyuşuk zihin olarak adlandırılmaktadır. İkinci basamak dağınık zihin, üçüncü basamak dalgalanan zihin, dördüncü basamak tek-odaklı zihin ve beşinci basamak kontrollü zihin olarak adlandırılmaktadır. Beş basamak şunlardır:

 

1. Uyuşuk zihin
2. Dağınık zihin
3. Dalgalanan zihin
4. Tek-odaklı zihin
5. Kontrollü zihin

 

Yoga sisteminin Dharana basamağına ulaştığınızda, artık tek-odaklı zihne sahip olacaksınız ve iradenizi kullanarak konsantre olabileceksiniz.

 

Derin konsantrasyon haline ulaşmak için zihin sessizliğe kavuşmalıdır. Zihin sakinleşince, yaşamın temposu yavaşlamakta ve zorluklarla daha kolay başa çıkılmaktadır. Bakış açısı değişmekte ve olumsuz olayların sonuçları büyütülmemektedir. Olumsuz düşünceler kontrol altına alınmakta, düşünce akışı olumlu yöne yönlendirilmekte ve duygusal tutarsızlık giderilmektedir. Yeni olumlu evrensel düşünce biçimleri ortaya çıkmaktadır.

 

Birey, zihin olarak bilinen şeyin sadece kafanın içinde olmadığını, bir zihinsel enerji alanı oluşturduğunu algılamaktadır. Bu zihinsel enerji alanı arınmakta, güçlenmekte, pozitifleşmekte, genişlemekte, blokajlardan kurtulmakta ve yenilenmektedir.

Dharana teknikleri dikkat dağılmadan odaklanma yeteneğini geliştirmekte, enerji ve konsantrasyonu bireyin içsel derinliklerine taşımaktadır. Dharana olarak bilinen konsantrasyon teknikleri, zihin fonksiyonlarını olumlu bir şekilde etkilemektedir. Zihin yavaşlamakta, olumsuz düşüncelerden ve enerjiden kurtulmakta, imgeleme yeteneği ve odaklanma gücü gelişmektedir. Konsantrasyon sırasında zihinden geçenler ilgisiz bir gözlemci gibi uzaktan izlenilir. Düşüncelerin, onlara tutunmadan, akıp gitmesine ve zihnin boşalmasına izin verilir. Zihin dalgalanmaları bağımsızca gözlemlenir ve yaşanan anın değeri anlaşılır. Bireyin geçmiş ve gelecekle ilgili düşünceleri atılınca bu zaman birimleriyle ilgili olayların yükü üzerinden kalkar ve gereksiz endişeler yok olur. Birey kendisine odaklanmayı öğrenir ve günlük kaygılardan uzaklaşır.

DHYANA      DERİN ODAKLANMA   MEDİTASYON TEKNİKLERİ

 

Dhyana olarak adlandırılan meditasyon teknikleri yaşamın anlamını kavramak ve içsel bilgeliği geliştirmek için etkili araçlardır. Bu teknikler sayesinde zihinsel gerginlik ve duygusal huzursuzluk ortadan kaldırılmakta, gerçek benlik algılanmakta ve içsel gerçeklikle bağ kurulmaktadır. Doğuştan gelen içsel anlayış ve farkındalık uyanmaktadır. Spiritüel varoluş biçimleri ortaya çıkmaktadır.

 

Dhyana, zihinsel kontrolün ikinci aşamasıdır. Sanskritçe Dhyana kelimesi Dhyai sözcüğünden türemiştir. Dhyai sözcüğü 'derin konsantrasyon' veya 'meditasyon' demektir. Böylece Dhyana bilincin derin konsantrasyon aracılığıyla bir imgeye devamlı ve kesintisiz tutunma işlemidir.

 

Meditasyon sırasında, vücudun bütün hücrelerinin içine işlemiş bilinç enerjisi bir noktada toplanmaktadır. Beden-bilinç sistemi birleşmekte ve insan birlik bilincini yaşamaktadır. Bütün canlılarla bir ve aynı olduğunun bilincine varmaktadır. Diğer varlıklarla ve gerçek içsel benlikle yabancılaşma sona ermektedir. Birey boşluk ve kaygı duygularıyla boğuşmaktan kurtulmaktadır. Maneviyat yeni bir anlam kazanmakta, birey içsel doyuma ulaşmakta ve içindeki boşluğu doldurmaktadır.

 

Bir imgenin bilinçte yeterince uzun zaman, devamlı ve kesintisiz tutulması işlemi sayesinde konsantrasyon çok derin olduğunda Dhyana gerçekleşmektedir. Böylelikle devamlı ve kesintisiz derin konsantrasyon, meditasyon işlemidir. Yoga sistemine göre, konsantrasyon dikkati dağıtmadan 144 saniye sürerse, meditasyon gerçekleşmektedir.

 

Dhyana, aralıksız ve kesintisiz derin konsantrasyon yani meditasyon halidir. Dharana (konsantrasyon) halinde zihin hala farklı düşüncelere dalarak konsantrasyonu bozmaktadır, oysa Dhyana (meditasyon) halinde zihin kontrollü olduğu için konsantrasyon objesinden sapmamaktadır. Böylece Dhyana veya kesintisiz derin konsantrasyon veya meditasyon saatlerce aralıksız devam etmektedir.

 

Dhyana (meditasyon) daha önceki Dharana (konsantrasyon) basamağından farklıdır, çünkü odaklanma yeteneği keskinleştirilip geliştirilmiştir. Odak artık tek obje yerine bireyin bilincinin tamamına yayılmıştır. Dhyana esnasında zihin sessizleşmekte, düşünceler akımı durmakta ve dinginlik yaşanmaktadır.

 

Genelde zihin sürekli olarak parçalı ve dağınıktır; aynı anda bir sürü düşüncelerle dolmakta ve durmadan çalışmaktadır. Bu durumda tek bir obje üzerine odaklanmak olanaksız görünmektedir. Dhyana teknikleri sayesinde zihinsel enerjiyi toparlamak ve bir objeye yönlendirmek mümkündür.

 

Meditasyon esnasında birey zihnini konsantre olmaya zorlamaz; zihin kontrollü ve huzurlu olduğu için istenilen objeye odaklanır ve ondan kopmaz. Bu nedenle, Yoga sisteminin önceki altı basamağında verilen teknikleri uygulamadan gerçek meditasyon yapmak imkansızdır. Günümüzde yaygın olan uydurma sözde "meditasyon" yöntemlerinin Dhyana olarak adlandırılan gerçek meditasyon ile hiçbir ilgisi yoktur.

 

Meditasyonun bir başka önemli kuralı şudur: Enerjinin Şusumna Nadi kanalından serbest akması ve bireyin uykuya dalmaması için meditasyon her zaman Padmasana, Siddhasana veya başka sırtı dik tutarak oturuş pozisyonlarında (Bakınız Yoga: Asana'lar - Duruşlar kitabı) yapılmalıdır. Bazı Dharana (konsantrasyon) teknikleri sırtüstü yatarak yapılabilir ama Dhyana (meditasyon) teknikleri her zaman sırtı dik tutarak ve oturarak yapılmalıdır. Çünkü meditasyon esnasında birey her zaman bilinçli kalmalıdır.

 

Günümüzde uydurma "meditasyon" yöntemlerini sunan kişiler insanları sırtüstü yatırarak "meditasyon" yaptırmaktadır. Doğal olarak insanlar bu tür sözde "meditasyon" seanslarında uykuya dalmaktadır. Bu tür uydurma "meditasyon" seanslarının gerçek meditasyon teknikleriyle hiçbir ilgisi yoktur ve meditasyonun getirdiği yararları sağlayamaz. Gerçek meditasyonun yararlarına ulaşmak için birey meditasyon sırasında bilinçli ve uyanık kalmalıdır.

 

Meditasyon devamlı, kesintisiz ve bilinçli olmalıdır ki, birey meditasyon süresinde bilincin üst mertebelerine ulaşabilsin. Meditasyon bir objeye kesintisiz konsantrasyondan başlayan, bütün düşüncelerin yok olduğu ve yalnızca bu objenin tam şekilde farkındalığına varıldığı bir bilinç halidir.

 

Dharana, yani konsantrasyon süresinde her türlü düşünceler, anılar, hayaller, düşler ve fanteziler zihine üşüşmektedir. Zihnimizin ne kadar kontrolsüz ve her türlü düşüncelerle dolu olduğunu yalnızca bir objeye konsantre olduğumuz zaman farkına varırız. Dhyana, yani meditasyona vardıkça zihin artık kontrollü ve her türlü düşüncelerden özgürdür.

 

Su konduğu şişenin şeklini almaktadır. Bunun gibi zihin de bir objeye odaklandıkça bu objenin şeklini almaktadır. Yüce objelere odaklanan zihin, sonunda yücelmektedir. Sıvı yağ bir kavanozdan diğerine döküldükçe yağın devamlı sabit aktığı görülür. Eğer konsantrasyonun akımı söz konusu sıvı yağın, bir kavanozdan diğerine boşaltılmasındaki gibi devamlı, sabit ve kesintisizse, o zaman bu hal Dhyana yani 'meditasyon' olarak adlandırılmaktadır.

 

Meditasyon çalışmaları, Buddhi unsurunu aktifleştirmektedir. Buddhi zekasal işlemleri gerçekleştiren ve irade yetisinden, yeteneğinden sorumlu olan ince enerjetik organdır. Zihinsel işlemleri gerçekleştiren Manas bilgi toplamaktadır. Buddhi ise daha ince enerjetik organ olarak, bu bilgileri analiz etmekte ve nelerin nasıl yapılacağına karar vermektedir. Bu yüzden karar verme veya irade gücü, Buddhi unsurundan kaynaklanmaktadır. Meditasyon sayesinde Buddhi aktifleşmekte, zeka ve irade güçlenmektedir. İrade güçlendikçe meditasyon da güçlenmekte ve derinleşmektedir. Böylece meditasyon Buddhi unsurunu aktifleştirmekte, Buddhi ise meditasyonu artırmaktadır.

 

Gerçek meditasyon teknikleri takıntılı düşünceleri, panik atakları, nevrozları ve depresyonu iyileştirmektedir. Uydurma sözde "meditasyon" yöntemleri ise depresyona neden olmaktadır. Meditasyon teknikleri zihni iyi, olumlu, yaratıcı, ilham verici, sakinleştirici ve huzur verici düşüncelerle dolu kılmanın etkili bir usulüdür.

 

Meditasyon gerilim, gerginlik, bunalım, stres, sıkıntı, korku, endişe, lüzumsuz kaygı gibi şeyleri gidermekte, tansiyonu dengelemekte, zihinsel yoğunlaşmayı, berraklığı ve yaratıcılığı geliştirmektedir. Amacınız ne olursa olsun, meditasyon sizi çok iyi, derin ve etkileyici şeylerle yüzleştirecektir.

 

Günümüzde birçok kişi meditasyon yaptığını söylemekte ise de gerçekte yaptıkları sadece basit bir konsantrasyon uygulamasıdır. Eğer birey en azından 3 dakika bir objeye kesintisiz odaklanamıyorsa, o zaman bu kişinin yaptığı konsantrasyon çalışmasıdır ve meditasyon olarak adlandırılamaz. Tecrübesiz kişiler meditasyonun basit bir şey olduğunu düşünmekte ve herkese hemen meditasyon yapmayı önermektedir. Herkes bilmelidir ki, böyle bir kişi gerçek meditasyonun ne olduğunu bilmemektedir.

Bazı kişiler Yoga ve Meditasyonun birbirinden bağımsiz yöntemler olduğunu söyler ve hatta "Yoga ve Meditasyon" adlı kitap bile yazar, oysa Meditasyon çalışmaları Yoga sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Dhyana veya meditasyon Yoga sisteminin yedinci basamağıdır ve bu basamağı Yoga sisteminden ayırıp atarsak, uyguladığınız her neyse artık Yoga olarak adlandırılamaz. Ayrıca, Yoga yapmadan meditasyon yapmak olanaksızdır. Dürüst bir insan böyle bir çalışmaya başka bir isim vermeli veya demelidir ki bu, Yoga sisteminden alınmış bir uygulamadır. Nefessiz yaşam olamayacağı gibi Yoga'sız da meditasyon olamaz. Bu iki şeyi birbirinden ayıranlar ne Yoga'nın ne de meditasyonun gerçekten ne olduğunu biliyorlar.
KAYNAK:Alıntıdır
Bugün 2 ziyaretçikişi burdaydı!


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=