Sitemize Hoş Geldiniz...

biyoenerji

Bioenerji ve Reiki

Image


BİOENERJİ;
bütün canlılarda mevcut olup, hücre zarının bitişiğinde yer alan, moleküller arasında geçerli elektrostatik güçleri inceleyen ve düzenleyen, canlıdaki hareket kabiliyetini sağlayan bir enerji akımıdır. Bu her canlıda mevcut olan enerjidir. Bionerji'yi tanımanın ilk şartı, calılığı temelinden itibaren tanımaktır. Canlılığı tanımak içinde biyoloji alanında ihtisaslı olmamız gerekir.

Biyoloji, canlı bilimi yada hayat bilimi olarak tanımlanan, canlıların yapısını vücutlarında gerçekleşen temel olayları çeşitliliklerini, davranışlarını, çevrfesiyle ilişkilerini, gelişmelerini ve yeryüzüne dağılışlarını inceleyen pozitif bir bilimdir. Bu incelemeler kimya, fizik, matematik, psikoloji, sosyoloji, antropoloji gibi bilim dallarıyla da ilişkilidir. Biyoloji kısaca canlıları inceleyen bir bilim dalıdır.

Canlılar, ister basit yapılı, ister yüksek organizasyona sahip olsunlar, yapı birimleri hücredir. Hücreler ister deri, ister beyin, ister kan, ister karaciğer hücresi olsun vücudumuzdaki bütün hücrelerin taşıdıkları genetik bilgi aynıdır.

Genlerin görevleri, vücutta üretilen proteinlerin şifrelerini taşımaktan ibarettir. Her gen, bir proteinin yapımından sorumludur. Proteinler ise hücrenin hem yapısına hem etkinliklerine çok büyük katkıda bulunan ve işlev görmelerini sağlayan moleküllerdir. Kanda oksijen taşınması, koku alma, büyüme gibi bedensel işlevlerde rol alan, düşünmemizi sağlayan on binlerce proteinin üretimi için farklı genlerimiz vardır.

Hücrelerin yapı ve şekilleri birbirinden farklı olsa da, içinde taşıdıkları bilgi aynıdır. Vücudumuzun bütün sistemleri beynin kontrolü altında vazifelerini yaparlar. Beyin çeşitli sistemlerden gelen sinyalleri birbirine karıştırmadan tanıyarak,binlerce entegre devrenin dış ve iç çevreden gelen tembihlerine uygun cevap vermektedir.

Bu faliyetlerin gerçekleşmesi ve bedenimizde canlılık haraketinin oluşumu, bioenerji akımıyla mümkün olmaktadır. Bioenerji'nin kullanımında beyin fonksiyonları önemli rol almaktadır. Bireyin düşünme hızı, görüş mesafesi ve bakış açısı beyninin onda kaçını kullandığını belirler. Beynimizi tam olarak kullandığımızda düşünce hızımızın, görüş mesafemizin va bakış açımızın daha geniş alanları kapsadığını "şekil a'da" olduğu gibi görebiliriz.

Image

Bioenerji'nin ne olduğu günümüze kadar tam olarak keşfedilmemiş, olağanüstü bir güç olarak yorumlanmıştır. İnsanda olağanüstü bir gücün olmadığı "şekil a'da" görüldüğü üzere anlaşılmaktadır. Bu durum beyin fonksiyonlarının çalışmasıyla ilgili bir konudur.

İnsanın bir alanda veya bir konuda başarılı olabilmesi için en önemli ihtiyaçlardan biri de; çalışacağı alanı ve konuyu iyi tanıması ve bilmesi kadar, kendisini de iyi tanıması ve bilmesidir.

Çünkü her insanın farklı değer yargıları ve doğruları vardır. Bu değer yargıları ve doğrularıyla ele aldığı konuyu kendisiyle örtüştürdüğü zaman, başarı kaçınılmazdır. Bioenerji'yi kullanabilmek için bilinmesi gereken en önemli husus Bioener'ye sahip olmak isteyen her insanın ihtisası dahilinde kendisini geliştirip, enerjisini kullanabilmesidir. Bioenerji ile insan ve hayvan sağlığında kesin tedavi, tarım alanı ve bitki biyolojisinde daha fazla verim, sanayi alanında pratik çözüm ve daha etkili üretim, bilim ve araştırmalarda somut alternatifler, icat, keşif ve kesin çözümler, teknoloji alanında daha hızlı ekonomik ve etkili üretim, yönetim ve idari işlerde hızlı düşünüp bakış alanını daha geniş görmek ve değerlendirmek, sportif ve kültürel faliyetlerin en üst düzeyde sergilenmesi, bireysel ve toplumsal düşüncelerimizde daha sağlıklı kararlar alabilmek için kullanılması gereken bir bilimdir.
----------------------------------------
rabitasyon.com a teşekkürler...


Image
Bugün kullanılan tıbbi tedavi yöntemlerinin yanısıra insanlar, birçok sebeplerden dolayı, (örneğin farmakolojinin aşırılığı), hastalıklarının tedavisi için halk tıbbından da yararlanma arayışlarına girmişlerdir. Bunların içinde özellikle elle tedavi (manual therapy) ve biyoenerji ile tedavi yöntemi, en doğal ve etkili olanıdır.

20. yüzyılın başında Sovyetler Birliğinde, V.İ. Behterev ve diğer bazı bilim adamları, insanın bir biyoenerji alanına sahip olduğunu farketmişler, bu konuda araştırmalar yaparak birçok kitap ve makaleler yazmışlardır. Başlangıçta başarıyla sürdürülen bütün bu çalışmalar, bir süre sonra "Marksizm-Leninizm'e uygun olmadığı için" yasaklanmış ve açılan fakülteler kapatılmıştır. Dolayısıyla uzun bir zaman biyoenerji ile ilgili hiçbir bilimsel araştırma yapılmamıştır. Hatta basında çıkan biyolojik alan ve bağlantılı olaylarla ilgili makaleler de alay konusu olmuştur.

Bugün ise, bilim adamları ve kamuoyu artık biyolojik alanın varlığını kabul etmektedir. Parapsikoloji ve biyoenerji konularıyla ilgili çalışmalar dünyanın her tarafında yapılmakta ve sonuçları insanların yararına sunulmaktadır. Çok eski doğu kültürlerinde halk doktorları, insan vücudunda "Çİ" adı verilen bir enerjinin varlığını keşfetmişlerdir. Bir yaşam enerjisi olan "Çİ" nin açıklanması zordur. Çjen-tsü terapisi uzmanlara göre "Çİ", tüm vücut enerjisinin, birleşik fonksiyonudur. Bu enerji alanında sinir merkezleriyle ilgili enerji dağıtım merkezleri de bulunur ki, bunlara "çakra" adı verilir. Bu çakralar bel kemiği boyunca sıralanmıştır. Bugün belkemiği boyunca yerleşik enerji merkezlerindeki (çakralardaki) enerji sirkülasyonunu engelleyen patolojik bozukluklar giderilebilmektedir.

Doğu ve batı parapsikoloji ekollerinde yer alan ve insandaki biyolojik alan ve onun düzeltilmesi konusunda yapılan çalışmalara gelince.

Günümüzde olağanüstü parapsikolojik olayları (elle tedavi dahil) açıklayabilen, sonuçlanmış tek bir bilimsel çalışma yoktur. Bugün dünyada yüzden fazla üniversite kürsüsünde bu olayın araştırması yapılmaktadır. Modern bilimde ana araştırma dalları şunlardır: Elektromanyetik, jeofizik ve psikofizik modelleri, elektronik ve rastlantısal süreçler ile ilgili düşünceler, değişim modelleri, kuantum mekaniği ve holistik modeller.

Öte yandan doğuya baktığımızda durum farklıdır. Eski yoga felsefesinde ve Çin tıbbında biyoenerjinin önemi büyüktür. M.Ö.1000 yıllarında makrokozmos (evren) ve mikrokozmosun (insan, organizma), ilke olarak, tek bir şemaya göre yaratıldığına ilişkin düşünceler vardır. Bu sistemin ana hatlarını 5 temel unsur oluşturmaktadır. Bu unsurlar ateş, su, toprak, ağaç ve metaldir. Bunlar olmadan yaşam mümkün olmaz. Makro ve mikrokozmosun aktif faaliyetleri sonucu iki güç ortaya çıkmaktadır. Bu güçlerden biri erkek güç "YANG" ve diğeri dişi güç "YİN" dir. Bu iki gücün birleşimi dev bir yaratıcılık etkisi (impuls) doğurmuş ve sonuçta dünyanın ve varlıkların temelini oluşturmuştur.Yapısal birlik, evrensel cevher "Çİ" aracıyla gerçekleşmektedir. "Çİ", bir enerji, "yaşam enerjisi" olarak izah edilebilir. Ve "Çİ" yi tek bir tanımla anlatmak mümkün değildir.

Hint terminolojisinde "Çİ" nin karşılığı, "PRANA" dır. Teozofi ve antropozofide ise sema veya "semavi cisim"dir. A.İ Kobzev "Çİ" yi şöyle tanımlıyor: "Çİ" genel, dinamik, ruhsal ve maddi cevherdir. Bu tanım "Çİ" nin enerjik özelliklerini ortaya koymakta ve doğudaki biyoenerji kavramının anlaşılmasında büyük rol oynamaktadır. "Çİ" nin bu enerjik özellikleri, tüm Çin tıbbının ana temelini oluşturmaktadır.

"Çİ" gücünün yanında eski Çinliler dünyanın yaratılmasıyla ilgili bir ilke daha ortaya çıkardılar. İkilik ilkesi. Bu, ikincil bir ilkedir ve dünyanın oluşumunun anlaşılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Şematik olarak:


"Çİ" .................enerji-şekil
DAO
"YİN-YANG" ....... sema-toprak


Görüldüğü gibi, varlığın üst düzeylerinde ikilik yasası geçerlidir. "Enerji-şekil" varlıkların durumunu gösteriyor. "YİN-YANG" ise şekilsiz enerjik durumlardan ortaya çıkan global, yasal bağları temsil eder. "YİN-YANG" burada gerçek, doğal, harikulade olan olaylardır ve yaşamı bağlayıcı doğa yasalarına uygundur. Bu ikiliğin her parçası birbirine geçmekte, birbirini koşullandırmakta, ayrı olamamakta, böylece karşıtlar arasındaki birlik ve savaş oluşmaktadır. Teklik ve ikilik ilkelerine göre dünyanın oluşumunun tablosu da ortaya çıkıyor. İnsan da bu tabloda yerini almıştır. Yaşam enerjisi "Çİ" organizmada engelsiz dolaşır. Bu hareket çok düzenli ve dengelidir. "Çİ" nin hareketindeki değişiklikler ise hastalık belirtisidir. Demek ki "Çİ" organizmadaki tüm süreç ve fonksiyonların dış çevre ile birbirini etkilemesinin başlıca belirleyicisidir. İnsan vücudundaki yaşam enerjisi "Çİ" nin gerçek adı, "KKKÇİ" dir. Bu enerji nefes ve gıdanın bir toplamıdır. Bundan dolayı Hindistandaki yogiler ve Çinliler "Çİ" toplamak için, nefes egzersizlerine çok önem verirler. "Çİ" vücuttaki tüm süreçleri hızlandırabilir.Örneğin bağırsak tembelliğini "Çİ" enerjisini toplayarak düzeltebilirsiniz.

Bu arada birçok kitapta "meridyen" terimini de görebilirsiniz. Bizim için meridyen, "Çİ" enerjisinin vücuttaki geçiş yollarıdır. Bu, ana meridyende oluşan bir komünikasyon sistemidir. İnsan vücudundaki her ana meridyen 12 organdan biri tarafından yönetilmektedir. Bunlar akciğer, kalın bağırsak, mide, dalak, kalp, ince bağırsak, idrar torbası, böbrek, perikard, safra kesesi ve karaciğer meridyenleridir.

Vücutta yedi ana şakra vardır ve her şakra bir salgı beziyle ilgilidir. Bunlar:

Kök Şakrası
Üreme organlarıyla ilgilidir. Bu çakra belkemiğimizin sonuna bağlı olup, bacaklarımızın arasından yere doğru yönelir. Rengi kırmızıdır. Bağlantılı olduğu element "toprak"tır ve yaşama içgüdüsü, bedene ve fizik plana bağlılık eğilimi ile alakalıdır. Yaşama isteğimizi ve canlılığımızı destekler. Dengeli çalışması, bedensel sağiık, güvenlik duygusu ve yaşama sevinci olarak tezahür eder. Bu çakra cinsel beze tekabül eder.

Haç Şakrası
Böbreküstü bezleriyle alakalıdır. Rengi turuncudur. Karın bölgesinin alt kısmında yer alır. Bağlantılı olduğu element "su"dur ve cinsellik duyumları ile alakalıdır. Dengeli çalışması, duyumsal yoğunluk, cinsel doyum ve değişimi kabul etme becerisi olarak tezahür eder.

Güneş Sinir Ağı
Pankreas bezini yönetir. Rengi sarıdır. Duygusal bedenimizle bağlantılı olup, arzularımızı, yaratıcılığımızı ve ilişkilerimizi yönlendirir. Kişisel güç, irade, özsaygı duygularımız bu çakra ile ilintilidir. Bağlantılı olduğu element "ateş"tir. Dengeli çalışması, enerji, verimlilik, çabuk karar verebilme ve güç faktörünü baskıcı olmadan kullanabilme yetisi olarak tezahür eder.

Kalp Şakrası
Timus bezi ile ilgilidir . Dokunma duyumuzu kontrol eder. Sevgi ve şefkat duygularımız ile ilintilidir. Bağlantılı olduğu element "hava"dır. Sağlıklı çalıştığında, sevgi, şefkat, barış ve güçlü bir adalet anlayışı olarak tezahür eder.

Gırtlak Şakrası
Tiroid bezini yönetir. beşinci çakramız boğazımızdadır. Rengi parlak mavidir. Sanatsal yaratıcılığımız ve kendimizi ifade etmemiz için gereken enerjiyi sağlar. Bu çakra dünyaya açılan penceredir.

Alın Şakrası(Üçüncü Göz)
Hipofiz bezi ile bağlantılıdır. Rengi çivit mavisidir. Aynı zamanda "üçüncü göz çakrası" olarak da bilinen bu çakra, iki kaşın ortasında yer alır.Sezgilerimiz, durugörü, hayalgücümüz için gereken enerjiyi sağlar.

Tepe Şakrası
İpofiz bezi ile alakalıdır . yedinci çakramız başımızın tepesinde tam ortasındadır. Rengi mordur. Taç çakra olarak da bilinen bu çakra, saf farkındalık olarak bilinen bilinç seviyesine karşı gelir.Beş duyunun algılayamadığı, zaman - mekan ötesi birlik alemiyle bağlantı noktamızdır. Bilgelimizin ve ruhsallığımızın gelişmesi ve anlayışlılığımızın artması için gereken enerjiyi sağlar.
--------------------------------------------------------------------------------
Evrende herşey enerjidir. Evrendeki herşeyin özü kuant dediğimiz enerji zerrecikleridir. Gördüğümüz, algıladığımız canlı cansız herşey kuant dediğimiz enerji zerreciklerinin belli sayılarda yoğunlaşmasıdır.

Evren bir enerji okyanusudur. Nesneler arası boşluklar dediğimizde enerjidir. Sürekli titreşim halinde olan kuantlar özel programa organize olup şeyleri oluşturur. Vücuda gelen oluşumları biz isimlendiririz. Beş duyu ile algılayabildiklerimiz kadar, duygu ve düşüncelerde enerjidir. Onların titreşim sayılarının yoğunluğu, niteliğini ve kalitesini belirler.

Bizlerde belli titreşimlerin "kan-kemik-kas-sinir-doku vs." birleşimi ile organize olmuş enerji varlıkları olduğumuz kadar bizi canlı kılan özel bir enerji sistemi ile donanmış durumdayız. Evrensel enerji ile sürekli bağlıntıda olan ve ondan beslenen vücudumuzdaki enerji sistemimiz özgün bir yapı oluşturur.

Vücudu kan damarları gibi saran "nadi" dediğimiz enerji kanalları ile bu enerji dolaşır. Belli şekillerde enerji meridyenleri oluşturur. Bu meridyenlerin başlangıç ve bitiş noktaları, özel enerji tetikleme noktaları olduğu kadar, enerji beslemesi yapacağı organ ve sistemleri işaret eder.

Evrendeki herşeyde olduğu gibi bizimde bir manyetik alanımız vardır. Biz ona AURA diyoruz. Auramız bireysel enerjimizin evrene açılan yanıdır. Değişik katmanlardan oluşmuştur. Kadim bilgilerden, bu günkü bilimin ışığında yeniden değerlendirmelerimizle bunun 8-9 katman kadar olduğu bilgilerine ulaştık. herbiri özgün renk ve yoğunluğa, akışa sahip olan aura katmanlarının, bizim enerji kalitemize ve onu kullanabilme yeteneğimize göre(bilinçli veya bilinçsiz) bütün evreni kaplayacak bir enerjidir.


Image
Reiki
Reiki şifa ve ruhsal çalışmalara dayanan binlerce yıllık ve enerji aktarımı ile şifa vermeye dayalı bir tekniktir. Batıya yayılmaya başladığında "Evrensel Yaşam Enerjisi " olarak tercüme edilmiştir.

Ancak ezoterik olarak "yüce kaynağın bilincini taşıyan, ruhsal amaçla çalışan yaşam gücü enerjisi "açıklaması anlamını daha iyi ortaya koyar.

Yani; Reiki bir Ruhsal Şifa Tekniğidir.

Kaynağının Tibet olduğu sanılan Reiki, 19.YY.da Japon Budusti olan Dr. Mikao Usui tarafından yeniden ortaya çıkarılmış ve bir şifa tekniği halinde sunulmuştur.

Reiki, bedende meydana gelen enerji dengesizliklerini ve negatif enerji blokajlarını çözebilmek için yetersiz veya eksik kalan kendi enerji bedenimizi dengeleyip, tamamlayarak ve temelde bilinç değişikliği gerçekleştirerek ruhsal, dolayısıyla da fiziksel iyileşme sürecini başlatmamız yolunu açar.

Reiki fiziksel, zihinsel, duygusal sorunların tümünde kullanılabilir.

Reiki bir din değildir ve hiçbir inanca bağlı tutulmaz.

Japonya, Amerika ve Avrupa'nın bazı bölgelerinde Reiki klinikleri bulunmaktadır.

Reiki Türkiye'de de son yıllarda yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.

REİKİ'NİN TARİHÇESİ

Reiki yaklaşık olarak M.Ö 5000 yıllarında Tibet uygarlığında şifa vermek için kullanılan bir yöntemdi.Tibet ezoterik uygulamaların en önemli merkezlerinden biri olarak tarihde yer almış ve günümüzde de kısmen bu özelliğini koruyan bir bölgedir.Daha sonra Reiki uygulaması gizli bir öğreti olarak tarihte yer almış ancak bu konuda eğitim alan özel kişilerce kullanılmış ve kapalı bir dünyada yaşamıştır.Reikinin daha sonradan Hz. İsa tarafından kullanıldığına inanılmaktadır.Ancak 1900 yılların başlarında Japon bir rahip olan Mikao Usui uzun yıllar Tibette yaptığı araştırmaların sonucuda bir gün bir mağrada meditasyon yaparken yeniden Reiki bilgisine ulaşmıştır. Mikao Usui sahip olduğu şifa yeteneğinin korunması kaybolmaması için bu yeteneği Dr.Chujiro Hayashi'e öğretti. Dr.Chujiro Hayashi ise eşine Reiki öğretmişti ancak eşinden başka bir kadına da reiki öğretmeyi düşünüyordu.Bu sırada tedavi olmak için Reiki kliniğine gelen Bayan Hawayo Takata'ya reikiyi öğretti. Reiki'yi Batıya tanıtan Bayan Takata'dır. Bayan Takata 1980'deki ölümüne kadar yirmi iki Reiki üstadı yetiştirdi. Ölümünden önce, yerini torunu Phyllis Furumoto'ya bıraktı. Reiki günümüzde Batı kültürü tarafından benimsenmiş ve dünyada yaklaşık 2.000.000 insan tarafından kullanılan bir şifa yöntemidir.Batıda bir çok Reiki kliniği bulunmaktadır ve reiki alternatif tıpbın önemli bir kolu olmuştur. Faydasının çok açık olması ve şifa etkisinin gözle görülebilir olması reiki uygulayıcılarının sayısının her gün artmasında çok önemli etkenlerdir.

Reiki yaklaşık olarak M.Ö 5000 yıllarında Tibet uygarlığında şifa vermek için kullanılan bir yöntemdi.Tibet ezoterik uygulamaların en önemli merkezlerinden biri olarak tarihde yer almış ve günümüzde de kısmen bu özelliğini koruyan bir bölgedir.Daha sonra Reiki uygulaması gizli bir öğreti olarak tarihte yer almış ancak bu konuda eğitim alan özel kişilerce kullanılmış ve kapalı bir dünyada yaşamıştır.Reikinin daha sonradan Hz. İsa tarafından kullanıldığına inanılmaktadır.Ancak 1900 yılların başlarında Japon bir rahip olan Mikao Usui uzun yıllar Tibette yaptığı araştırmaların sonucuda bir gün bir mağrada meditasyon yaparken yeniden Reiki bilgisine ulaşmıştır. Mikao Usui sahip olduğu şifa yeteneğinin korunması kaybolmaması için bu yeteneği Dr.Chujiro Hayashi'e öğretti. Dr.Chujiro Hayashi ise eşine Reiki öğretmişti ancak eşinden başka bir kadına da reiki öğretmeyi düşünüyordu.Bu sırada tedavi olmak için Reiki kliniğine gelen Bayan Hawayo Takata'ya reikiyi öğretti. Reiki'yi Batıya tanıtan Bayan Takata'dır. Bayan Takata 1980'deki ölümüne kadar yirmi iki Reiki üstadı yetiştirdi. Ölümünden önce, yerini torunu Phyllis Furumoto'ya bıraktı. Reiki günümüzde Batı kültürü tarafından benimsenmiş ve dünyada yaklaşık 2.000.000 insan tarafından kullanılan bir şifa yöntemidir.Batıda bir çok Reiki kliniği bulunmaktadır ve reiki alternatif tıpbın önemli bir kolu olmuştur. Faydasının çok açık olması ve şifa etkisinin gözle görülebilir olması reiki uygulayıcılarının sayısının her gün artmasında çok önemli etkenlerdir.
Reiki heryerde varolan, ki: ruhsal yaşam enerjisi anlamına gelmektedir. Sözcük anlamı, Japonca'da, "Evrensel Yaşam Enerjisi" anlamına gelmektedir. Hz.İsa 'nın nasıl şifa verdiği ile ilgili sorular 1900'lü yılların başında Japon bir rahip olan Dr.Mikao Usui tarafından çok eski olan şifa yönteminin araştırılmasıyla ortaya çıkmıştır. Reikinin tarihi çok daha eski olmasına rağmen bu bilginin günümüze ulaşmasındaki en önemli kişi bu konuyu derinlemesine araştıran Mikao Usui'dir. Reiki herhangi bir din yada inanç şekli değildir her inanca sahip insan tarafından kolaylıkla uygulanabilir. Reiki tıbbı reddetmez aksine tıbbi tedaviye destek olma işlevindedir.Hastaların mutlaka tıbbi tedavi görmesi gerektiğini savunan reiki uygulayıcıları reikinin faydalarını tüm dünyanın daha iyi görmesini sağlamışlardır. Reikinin hiç bir zararı yada yan etkisi yoktur, zamanla unutulmaz ve etkisi kaybolmaz. Bir çok hastalıkta tıbbi tedaviyi tamamlar,zihinsel ve bedensel gerginlilerden kurtulmayı sağlar, ilaçların yan etkisini azaltır,yorgunlukları giderir,bağımlıklardan kurtulmaya yardım eder kısaca sağlık ve kişisel gelişim anlamında önemli pozitif etkiler yapar.Reiki etkili olarak soğukalgınlığı, yanıklar,yaralar ağrılar, sızılar gibi rahatsızlıklardan; kanser, kalp hastalıkları, tansiyon, gibi ciddi hastalıklara kadar bir çok sağlık sorununda son derece etkilidir. Özellikle yeni oluşmuş hastalıklarda çok daha kısa zamanda etkisini gösterecektir. Reiki bugün dünyada yaklaşık iki milyon kişi tarafından uygulanmaktadır ve bu sayı her geçen gün artmaktadır. Dünyada bir çok hastane reiki uygulamayı bütünleyici kabul etmekte ve reikiyle ilgili çalışmalara önem vermektedir. Reiki uygulayıcılarda sezgileri güçlendirir, ruhsal farkındalığın artmasını sağlar. Reiki evrensel bir enerjidir ve hiç bir kişinin tekelinde değildir. Reiki ile herkes kendinin şifacısı olabilir.

Reiki kolaylıkla uygulanabilir. Reiki tıbbı reddetmez aksine tıbbi tedaviye destek olma işlevindedir.Hastaların mutlaka tıbbi tedavi görmesi gerektiğini savunan reiki uygulayıcıları reikinin faydalarını tüm dünyanın daha iyi görmesini sağlamışlardır. Reikinin hiç bir zararı yada yan etkisi yoktur, zamanla unutulmaz ve etkisi kaybolmaz. Bir çok hastalıkta tıbbi tedaviyi tamamlar,zihinsel ve bedensel gerginlilerden kurtulmayı sağlar, ilaçların yan etkisini azaltır,yorgunlukları giderir,bağımlıklardan kurtulmaya yardım eder kısaca sağlık ve kişisel gelişim anlamında önemli pozitif etkiler yapar.Reiki etkili olarak soğukalgınlığı, yanıklar,yaralar ağrılar, sızılar gibi rahatsızlıklardan; kanser, kalp hastalıkları, tansiyon, gibi ciddi hastalıklara kadar bir çok sağlık sorununda son derece etkilidir. Özellikle yeni oluşmuş hastalıklarda çok daha kısa zamanda etkisini gösterecektir. Reiki bugün dünyada yaklaşık iki milyon kişi tarafından uygulanmaktadır ve bu sayı her geçen gün artmaktadır. Dünyada bir çok hastane reiki uygulamayı bütünleyici kabul etmekte ve reikiyle ilgili çalışmalara önem vermektedir. Reiki uygulayıcılarda sezgileri güçlendirir, ruhsal farkındalığın artmasını sağlar. Reiki evrensel bir enerjidir ve hiç bir kişinin tekelinde değildir. Reiki ile herkes kendinin şifacısı olabilir.






REİKİ'NİN TARİHÇESİ

Reiki yaklaşık olarak M.Ö 5000 yıllarında Tibet uygarlığında şifa vermek için kullanılan bir yöntemdi.Tibet ezoterik uygulamaların en önemli merkezlerinden biri olarak tarihde yer almış ve günümüzde de kısmen bu özelliğini koruyan bir bölgedir.Daha sonra Reiki uygulaması gizli bir öğreti olarak tarihte yer almış ancak bu konuda eğitim alan özel kişilerce kullanılmış ve kapalı bir dünyada yaşamıştır.Reikinin daha sonradan Hz. İsa tarafından kullanıldığına inanılmaktadır.Ancak 1900 yılların başlarında Japon bir rahip olan Mikao Usui uzun yıllar Tibette yaptığı araştırmaların sonucuda bir gün bir mağrada meditasyon yaparken yeniden Reiki bilgisine ulaşmıştır. Mikao Usui sahip olduğu şifa yeteneğinin korunması kaybolmaması için bu yeteneği Dr.Chujiro Hayashi'e öğretti. Dr.Chujiro Hayashi ise eşine Reiki öğretmişti ancak eşinden başka bir kadına da reiki öğretmeyi düşünüyordu.Bu sırada tedavi olmak için Reiki kliniğine gelen Bayan Hawayo Takata'ya reikiyi öğretti. Reiki'yi Batıya tanıtan Bayan Takata'dır. Bayan Takata 1980'deki ölümüne kadar yirmi iki Reiki üstadı yetiştirdi. Ölümünden önce, yerini torunu Phyllis Furumoto'ya bıraktı. Reiki günümüzde Batı kültürü tarafından benimsenmiş ve dünyada yaklaşık 2.000.000 insan tarafından kullanılan bir şifa yöntemidir.Batıda bir çok Reiki kliniği bulunmaktadır ve reiki alternatif tıpbın önemli bir kolu olmuştur. Faydasının çok açık olması ve şifa etkisinin gözle görülebilir olması reiki uygulayıcılarının sayısının her gün artmasında çok önemli etkenlerdir.

Reiki yaklaşık olarak M.Ö 5000 yıllarında Tibet uygarlığında şifa vermek için kullanılan bir yöntemdi.Tibet ezoterik uygulamaların en önemli merkezlerinden biri olarak tarihde yer almış ve günümüzde de kısmen bu özelliğini koruyan bir bölgedir.Daha sonra Reiki uygulaması gizli bir öğreti olarak tarihte yer almış ancak bu konuda eğitim alan özel kişilerce kullanılmış ve kapalı bir dünyada yaşamıştır.Reikinin daha sonradan Hz. İsa tarafından kullanıldığına inanılmaktadır.Ancak 1900 yılların başlarında Japon bir rahip olan Mikao Usui uzun yıllar Tibette yaptığı araştırmaların sonucuda bir gün bir mağrada meditasyon yaparken yeniden Reiki bilgisine ulaşmıştır. Mikao Usui sahip olduğu şifa yeteneğinin korunması kaybolmaması için bu yeteneği Dr.Chujiro Hayashi'e öğretti. Dr.Chujiro Hayashi ise eşine Reiki öğretmişti ancak eşinden başka bir kadına da reiki öğretmeyi düşünüyordu.Bu sırada tedavi olmak için Reiki kliniğine gelen Bayan Hawayo Takata'ya reikiyi öğretti. Reiki'yi Batıya tanıtan Bayan Takata'dır. Bayan Takata 1980'deki ölümüne kadar yirmi iki Reiki üstadı yetiştirdi. Ölümünden önce, yerini torunu Phyllis Furumoto'ya bıraktı. Reiki günümüzde Batı kültürü tarafından benimsenmiş ve dünyada yaklaşık 2.000.000 insan tarafından kullanılan bir şifa yöntemidir.Batıda bir çok Reiki kliniği bulunmaktadır ve reiki alternatif tıpbın önemli bir kolu olmuştur. Faydasının çok açık olması ve şifa etkisinin gözle görülebilir olması reiki uygulayıcılarının sayısının her gün artmasında çok önemli etkenlerdir.Reiki heryerde varolan, ki: ruhsal yaşam enerjisi anlamına gelmektedir. Sözcük anlamı, Japonca'da, "Evrensel Yaşam Enerjisi" anlamına gelmektedir. Hz.İsa 'nın nasıl şifa verdiği ile ilgili sorular 1900'lü yılların başında Japon bir rahip olan Dr.Mikao Usui tarafından çok eski olan şifa yönteminin araştırılmasıyla ortaya çıkmıştır. Reikinin tarihi çok daha eski olmasına rağmen bu bilginin günümüze ulaşmasındaki en önemli kişi bu konuyu derinlemesine araştıran Mikao Usui'dir. Reiki herhangi bir din yada inanç şekli değildir her inanca sahip insan tarafından kolaylıkla uygulanabilir. Reiki tıbbı reddetmez aksine tıbbi tedaviye destek olma işlevindedir.Hastaların mutlaka tıbbi tedavi görmesi gerektiğini savunan reiki uygulayıcıları reikinin faydalarını tüm dünyanın daha iyi görmesini sağlamışlardır. Reikinin hiç bir zararı yada yan etkisi yoktur, zamanla unutulmaz ve etkisi kaybolmaz. Bir çok hastalıkta tıbbi tedaviyi tamamlar,zihinsel ve bedensel gerginlilerden kurtulmayı sağlar, ilaçların yan etkisini azaltır,yorgunlukları giderir,bağımlıklardan kurtulmaya yardım eder kısaca sağlık ve kişisel gelişim anlamında önemli pozitif etkiler yapar.Reiki etkili olarak soğukalgınlığı, yanıklar,yaralar ağrılar, sızılar gibi rahatsızlıklardan; kanser, kalp hastalıkları, tansiyon, gibi ciddi hastalıklara kadar bir çok sağlık sorununda son derece etkilidir. Özellikle yeni oluşmuş hastalıklarda çok daha kısa zamanda etkisini gösterecektir. Reiki bugün dünyada yaklaşık iki milyon kişi tarafından uygulanmaktadır ve bu sayı her geçen gün artmaktadır. Dünyada bir çok hastane reiki uygulamayı bütünleyici kabul etmekte ve reikiyle ilgili çalışmalara önem vermektedir. Reiki uygulayıcılarda sezgileri güçlendirir, ruhsal farkındalığın artmasını sağlar. Reiki evrensel bir enerjidir ve hiç bir kişinin tekelinde değildir. Reiki ile herkes kendinin şifacısı olabilir.

Reiki kolaylıkla uygulanabilir. Reiki tıbbı reddetmez aksine tıbbi tedaviye destek olma işlevindedir.Hastaların mutlaka tıbbi tedavi görmesi gerektiğini savunan reiki uygulayıcıları reikinin faydalarını tüm dünyanın daha iyi görmesini sağlamışlardır. Reikinin hiç bir zararı yada yan etkisi yoktur, zamanla unutulmaz ve etkisi kaybolmaz. Bir çok hastalıkta tıbbi tedaviyi tamamlar,zihinsel ve bedensel gerginlilerden kurtulmayı sağlar, ilaçların yan etkisini azaltır,yorgunlukları giderir,bağımlıklardan kurtulmaya yardım eder kısaca sağlık ve kişisel gelişim anlamında önemli pozitif etkiler yapar.Reiki etkili olarak soğukalgınlığı, yanıklar,yaralar ağrılar, sızılar gibi rahatsızlıklardan; kanser, kalp hastalıkları, tansiyon, gibi ciddi hastalıklara kadar bir çok sağlık sorununda son derece etkilidir. Özellikle yeni oluşmuş hastalıklarda çok daha kısa zamanda etkisini gösterecektir. Reiki bugün dünyada yaklaşık iki milyon kişi tarafından uygulanmaktadır ve bu sayı her geçen gün artmaktadır. Dünyada bir çok hastane reiki uygulamayı bütünleyici kabul etmekte ve reikiyle ilgili çalışmalara önem vermektedir. Reiki uygulayıcılarda sezgileri güçlendirir, ruhsal farkındalığın artmasını sağlar. Reiki evrensel bir enerjidir ve hiç bir kişinin tekelinde değildir. Reiki ile herkes kendinin şifacısı olabilir.






REİKİ'NİN TARİHÇESİ

Reiki yaklaşık olarak M.Ö 5000 yıllarında Tibet uygarlığında şifa vermek için kullanılan bir yöntemdi.Tibet ezoterik uygulamaların en önemli merkezlerinden biri olarak tarihde yer almış ve günümüzde de kısmen bu özelliğini koruyan bir bölgedir.Daha sonra Reiki uygulaması gizli bir öğreti olarak tarihte yer almış ancak bu konuda eğitim alan özel kişilerce kullanılmış ve kapalı bir dünyada yaşamıştır.Reikinin daha sonradan Hz. İsa tarafından kullanıldığına inanılmaktadır.Ancak 1900 yılların başlarında Japon bir rahip olan Mikao Usui uzun yıllar Tibette yaptığı araştırmaların sonucuda bir gün bir mağrada meditasyon yaparken yeniden Reiki bilgisine ulaşmıştır. Mikao Usui sahip olduğu şifa yeteneğinin korunması kaybolmaması için bu yeteneği Dr.Chujiro Hayashi'e öğretti. Dr.Chujiro Hayashi ise eşine Reiki öğretmişti ancak eşinden başka bir kadına da reiki öğretmeyi düşünüyordu.Bu sırada tedavi olmak için Reiki kliniğine gelen Bayan Hawayo Takata'ya reikiyi öğretti. Reiki'yi Batıya tanıtan Bayan Takata'dır. Bayan Takata 1980'deki ölümüne kadar yirmi iki Reiki üstadı yetiştirdi. Ölümünden önce, yerini torunu Phyllis Furumoto'ya bıraktı. Reiki günümüzde Batı kültürü tarafından benimsenmiş ve dünyada yaklaşık 2.000.000 insan tarafından kullanılan bir şifa yöntemidir.Batıda bir çok Reiki kliniği bulunmaktadır ve reiki alternatif tıpbın önemli bir kolu olmuştur. Faydasının çok açık olması ve şifa etkisinin gözle görülebilir olması reiki uygulayıcılarının sayısının her gün artmasında çok önemli etkenlerdir.

Reiki yaklaşık olarak M.Ö 5000 yıllarında Tibet uygarlığında şifa vermek için kullanılan bir yöntemdi.Tibet ezoterik uygulamaların en önemli merkezlerinden biri olarak tarihde yer almış ve günümüzde de kısmen bu özelliğini koruyan bir bölgedir.Daha sonra Reiki uygulaması gizli bir öğreti olarak tarihte yer almış ancak bu konuda eğitim alan özel kişilerce kullanılmış ve kapalı bir dünyada yaşamıştır.Reikinin daha sonradan Hz. İsa tarafından kullanıldığına inanılmaktadır.Ancak 1900 yılların başlarında Japon bir rahip olan Mikao Usui uzun yıllar Tibette yaptığı araştırmaların sonucuda bir gün bir mağrada meditasyon yaparken yeniden Reiki bilgisine ulaşmıştır. Mikao Usui sahip olduğu şifa yeteneğinin korunması kaybolmaması için bu yeteneği Dr.Chujiro Hayashi'e öğretti. Dr.Chujiro Hayashi ise eşine Reiki öğretmişti ancak eşinden başka bir kadına da reiki öğretmeyi düşünüyordu.Bu sırada tedavi olmak için Reiki kliniğine gelen Bayan Hawayo Takata'ya reikiyi öğretti. Reiki'yi Batıya tanıtan Bayan Takata'dır. Bayan Takata 1980'deki ölümüne kadar yirmi iki Reiki üstadı yetiştirdi. Ölümünden önce, yerini torunu Phyllis Furumoto'ya bıraktı. Reiki günümüzde Batı kültürü tarafından benimsenmiş ve dünyada yaklaşık 2.000.000 insan tarafından kullanılan bir şifa yöntemidir.Batıda bir çok Reiki kliniği bulunmaktadır ve reiki alternatif tıpbın önemli bir kolu olmuştur. Faydasının çok açık olması ve şifa etkisinin gözle görülebilir olması reiki uygulayıcılarının sayısının her gün artmasında çok önemli etkenlerdir.
Bugün 1 ziyaretçikişi burdaydı!


=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=